Puan vermedi·475 syf.····Okunma: 18 Mayıs 2026 10:34 Klasik eserlerin o ağırbaşlı yapısı bazen göz korkutur bilirsiniz. Ben de Sinekli Bakkal serüvenimde ufak bir modern çağ hilesi yaptım ve kitabın büyük bir kısmını sesli dinledim. İyi ki de öyle yapmışım! Halide Edip’in o zengin dili, seslendirenin tiyatral havasıyla birleşince kendimi kulaklığımı taktığım an II. Abdülhamid dönemi İstanbul'unun o dar, tozlu ama bir o kadar da cıvıl cıvıl sokaklarında buldum.
Kitaptaki karakterler adeta bir geçit töreni gibi. Bir yanda Karagözcü Kız Tevfik’in o eğlenceli ve ele avuca sığmaz halleri (sesli dinlerken Karagöz taklitleri ve atışmaları efsane oluyor!), diğer yanda Rabia’nın o güçlü duruşu... Edebiyat derslerinde duyduğumuz o meşhur "Doğu-Batı çatışması" mevzusu; mahallenin o sıcacık dedikoduları, İtalyan müzisyen Peregrini'nin piyano tınıları ve Vehbi Dede'nin ney sesleri arasına öyle doğal yedirilmiş ki, dinlerken bir an bile sıkılmıyorsunuz.
Özetle; okul yıllarında "mutlaka okunmalı" diye önümüze konup geçilen bu kitap, aslında koca bir imparatorluğun ve toplumun harika bir panoramasıymış. İster sayfalarını çevirerek kağıt kokusunu içinize çekin, ister benim gibi yolda yürürken veya kahvenizi yudumlarken kulaklıktan dinleyin; ama Sinekli Bakkal sakinleriyle hayatınızın bir noktasında mutlaka tanışın derim.