Zihnimizden geçen düşünceler, genel anlamıyla bizi hayatta tutmaya çalışır fakat günün sonunda yine bizi hasta eden de bu düşüncelerdir. İşe yarayan düşünceler bize fayda sağlarken, işe yaramayan düşünceler ise bizi uzun vadede zarara sokar.
Peki bir düşüncenin işe yarayıp yaramadığını nasıl anlayacağız? Eğer zihnimden geçen düşünceler istediğim hedefe beni götürüyorsa faydalıdır ama istediğim hedeften beni uzaklaştırıyorsa faydasızdır. Örneğin kilo vermek isteyen birini ele alalım; bu kişi "kilo vermeyi hedefliyorum. Bunun için beslenmeme özen göstermeliyim, hareket etmeliyim ve bunun için bir planlama yapmalıyım" diye düşünüyor ve bu düşüncelerini de eyleme geçirebiliyorsa, bu düşüncelere faydalı diyebiliriz. Fakat aynı kişi kendine "şişkonun tekisin, bi gırtlağını tutamıyorsun, asla kilo veremeyeceksin" diye düşünüyorsa, bu pek de faydalı bir düşünce olmayacaktır.
Zorlayıcı düşünceler hepimizin hayatında kilit rol oynar, çünkü duygu ve davranışlarımıza etki eder. Hepimiz kendimize "yetersizsin, hak etmiyorsun, bende hiç şans yok, istediğim hiçbir şey olmuyor, başarısızın tekiyim" derken kendimizi bulmuşuzdur. Düşünceler bizi ancak iki şekilde etkisi altına alabilir; ya o düşüncelere İTAAT ederiz ya da o düşüncelerle MÜCADELE ederiz.
İTAAT; zihnimizdeki düşüncenin doğruluğuna sorgulamadan inandığımızda ortaya çıkar. Ona o kadar inanırız ki, denemeden pes ederiz. Teslim oluruz.
MÜCADELE; duygu ve düşüncelerimizin bizi ele geçirmesine tüm gücümüzle karşı çıkarız. Uyuşturucu, alkol, yemek yeme, erteleme vb gibi bizi bu acı dolu düşüncelerden uzaklaştıracak ne varsa yaparız. Savaş veya kaç.
İki durumda da kaybeden biz oluruz. Ee ne yapacağız? Öncelikle düşüncelerimizi fark edeceğiz. Çünkü çoğumuz zihnimizdeki düşüncelerle bir olmuş durumdayız. Düşünceler zihnimizden akarken birçoğumuz bunu fark etmeyiz bile. Zihnim bana ne söylüyor? Düşüncemin içeriği ne? Neye hizmet ediyor? Beni hedefime yaklaştırıyor mu uzaklaştırıyor mu? Ben itaat modunda mıyım yoksa mücadele modunda mı? Bunu bulduktan sonra işin asıl kısmı başlıyor; itaat ediyorsam bunun doğruluğunu sorgulamak, mücadele ediyorsam savaş-kaç aletlerimi sessizce yere bırakmak.
Örneğin açık havada oturuyorsunuz, kara bir sinek etrafta uçuyor. Bu sineğe takılıp onun peşinden gider misiniz? Onu açık havada yok etmeye ya da ondan kaçmaya çalışır mısınız? Ya da "o kadar şanssızım ki her gittiğim yerde muhakkak bir sinek oluyor, evet, ben çok şanssızım" düşüncesine dalıp, bir sineğin sizin şanssız olduğunuza dair bir kanıt olduğu düşüncesine boyun mu eğersiniz? Muhtemelen o sineğe gözünüz bir an takılmış olsa da onun açık havada istediği gibi var olmasına izin verir ve siz her ne yapıyorsanız onu yapmaya devam edersiniz. Düşüncelerimiz için de yapılması gereken tam da bu! Ama bu o kadar kolay değil, diyorsanız sonuna kadar haklısınız ama imkansız da değil.
Bugün psikolojik sağlığımızı belirleyen en önemli şey, düşüncelerimiz ile aramızdaki ilişkidir. Düşüncelerimizin kancasına takıldığımızda hayat gerçekte olduğundan daha zor gelmeye başlar ve bunun yanı sıra depresyon, kaygı, takıntı gibi durumlara da yol açabilir. Bu kancadan kurtulmak ise kişinin kendi elindedir.
Yazar da bize bunu nasıl yapacağımızı gösteren bir rehber hazırlamış. İçinde bolca pratik var. Bir sürü yöntem sunmuş. Hepsi kendi danışanlarına da uyguladığı yöntemler. Okurken bazı yöntemler saçma gelebilir ama bu denemenize engel olmasın. Size yarayan yöntemi hayatınızın içine entegre edip, sürekli pratik yaparsanız, sizi yıpratan düşüncelerin kancasından da zamanla kurtulmayı başaracaksınız. Keyifli okumalar.