SPOILER BULUNMAKTADIR
İçimizdeki Şeytan Sabahattin Ali'nin yazdığı, 1930'lu 40'lı yılların İstanbul'unda geçen realist bir roman.
Roman bir felsefe öğrencisi olan ve aynı zamanda dairede çalışan Ömer'in vapurda gördüğü ve görür görmez aşık olduğu Macide'yle tanışması ile başlıyor. Macide Balıkesir'den İstanbul'a akrabalarıyla yaşamaya gelen ve Ömer'in de uzaktan akrabası olduğu anlaşılan bir genç kızdır. Kısa bir zamanda hislerini açan Ömer Macide'den de istediği karşılığı alır. Sabahları kendisini okula bırakan akşamları okuldan alan Ömer'le vakit geçirmeye başlayan ve eve gittikçe geç gelmeye başlayan Macide ev halkının tepkisini üzerine çeker, Macide'nin ailesi tarafından gönderilen 40 lirada kesildiğinden iyice tahammülsüzleşen teyzesi ve eniştesi Macide'yi azarlar. bu durumu sindiremeyen Macide gecenin bir yarısı bavullarını toplayıp evden çıkar/kaçar. Ömer'in kendisini sahiplenmesi üzerine Macide ve Ömer evlenme kararıyla birlikte yaşamaya karar verirler. Macide'nin sorumluluğunu ve bir evin geçim yükünü sırtlanan Ömer parasal yönden sıkıntılar yaşamaya başlar. Paraya ve güce her şeyden çok önem veren arkadaşı Nihat'ın bazı tavsiyeleri üzerine Ömer, aynı iş yerinde çalıştığı Veznedar Hafız'dan şantajla para alır. Daha sonra bundan müthiş pişman olan Ömer roman boyunca pişman olacağı şeyler yapmaya, tüm bunlardan içindeki şeytanı sorumlu tutmaya ve hor görüp fikirlerini onaylamadığı Profesör Hikmet, İsmet Şerif ve Nihat gibi pek çok kişiyle görüşmeye de devam eder. Romanın başından beri her söylediğinde para lafı geçen Nihat en sonunda para için başka ülkelere ajanlık yaptığı ortaya çıkınca yakalanır. Nihat'la arkadaşlığından dolayı Ömer de kısa süre tutuklu kalır. Bu süre içinde sürekli olarak Macide ve Bedri kendisini hapishanede ziyarete gelir. Bedri Ömer'le çocukluk arkadaşı ve Macide'nin de Balıkesir'den eski müzik hocasıdır. Hasta ablasına bakan, kazandığı paraları da Ömer'e veren Bedri, Macide'ye aşıktır. Ömer hapisten çıkmasına yakın bir zamanda Bedri'yi çağırır, içinde şeytan falan olmadığını her şeyin kendi tembelliği, gururu, acizliğinden kaynaklandığını ve Macide'yi çok üzdüğünü
artık Macide'nin üzülmesini istemediğini söyler ve Macide'yi Bedri'ye emanet eder. Sözde evliliklerinin pek iyi gitmediğini ve gitmeyeceğini anlayan Macide zaten Ömer'le ilişkisini bitirme kararı almıştır. Ömer'in söylediklerini ileten ve artık Macide'yi kendi himayesine almak isteyen Bedri'nin teklifini kabul eder Macide. Roman Macide ve Bedri'nin kol kola yürümesini izleyen Ömer'in tek başına geriye dönmesiyle sona erer.
İçimizdeki şeytan adlı romandaki Ömer ve Macide arasındaki aşkı pek inandırıcı bulduğumu söyleyemem, özellikle Ömer'in Macide'ye olan aşkını düpedüz bir hevesten ibaret sayıyorum. Kitabın başından itibaren Ömer'in kendi kendine sözler verip tutmamasından, yaptıklarından pişman olup durmasından, kendisini çok sarsan olaylar yaşayıp sonra bunları çabucak unutmasından Ömer'in ne kadar delişmen, tutarsız ve aslında çocuk olduğunu görüyoruz. Bir an hayatın anlamsızlığı üzerine uzun bir nutuk çekerken hemen sonra gördüğü bir kıza aşık olan, bu dünyaya gelme nedeninin onunla beraber olmak olduğunu, birbirleri için yaratıldıklarından kesinlikle emin olduğunu söyleyen bir karakter. Roman boyunca Ömer'in Macide'yi gerçekten sevip sevmediğini yoksa bununda gelip geçici bir heves olup olmadığını anlamaya çalıştım. Buldum da en nihayetinde. Ömer romanın sonunda Bedri'ye çok düşündüğünü, çok hatalar yaptığını Macide'yi üzdüğünü, değişeceğini ama bunu öyle hemen yapamayacağını belki yıllarını alacağını, Macide'yi üzmek istemediğini söylüyor. Bu yüzdendir ki Macide'yi Bedri'ye veriyor ve onunla istediğini yapabileceğini söylüyor. Hem zaten canından çok sevdiği Macide'yle evlenmemiştir bile, Bedri'nin işini nasıl da kolaylaştırıyor ne kadar da iyi. Ve ben eminim kol kola yürüyen Macide ve Bedri'yi izleyen sonra da geriye dönüp ağır adımlarla uzaklaşan Ömer birkaç saate olanları unutacak, kendine üstünden geçinebileceği başka 'dostlar' bulacak sonra da uzun ve gereksiz tiradlarına devam edecektir.
Bu aşkın diğer tarafındaki Macide az konuşan,Ömer'i sevse de Bedri'ye karşı da bir takım hisler besleyen bir karakter. Çocukluğunda ailesi tarafından duygusal ihmale uğramış, hiç arkadaşı olmamış, okuyabilmesinin ve 15'inde evlenmemesinin tesadüften ve ailesinin onu unutmasından kaynaklandığını düşünen, belki de bu yüzden insanlara ve dünyaya uzak bir karakter. Macide roman boyunca Ömer'i sevdiğini söylüyor ama neden sevdiğini sorgulayıp duruyor. Fakat şimdiye kadar kendi ailesi tarafından bile umursanmayan, henüz 18 yaşını bile doldurmamış Macide'nin Ömer'in uzun ve coşkulu ilan-ı aşk konuşmalarından etkilenmemesi imkansız. Tüm bu etkilenmelere rağmen romanın bitiminde Ömer'le ayrılmalarından sonra 'bunun böyle olacağı belliydi' diyen ve yoluna devam eden Macide de, görülüyor ki bu aşka sadece benim kadar inanmış.