Benim Dinim Akıldır, Benim İnancım Üretmektir. (Meâlen)
DÜŞÜNCE ATÖLYESİ: Bir Halkı Ayakta Tutan Zenginlik Değil, İlkesidir. ( Tefsir ) Bir Halk, Zenginliğiyle Değil; Bilinciyle, Şuuruyla, Bilime Verdiği Değerle, Üretim Gücüyle, Halkının Refah Seviyesiyle, Adaletin Sağlamlığıyla Ve İlkeli Duruşuyla Ölçülür. Çünkü Servet Geçicidir, Ama Bilinç, Şuur Kalıcıdır. Petrol Elbette Bir Gün Tükenir, Ama Bilim Sonsuzdur. Zenginlik Kapıları Açabilir, Ama İlke Ve Adalet Bir Milletin Onurunu Ayakta Tutar. ( Onurunuzu Satmayın ) **Bir Toplum, Zenginliğini Akılla Değil Servetle Korumaya Çalışırsa, Eninde Sonunda Kendi İnancını Da Pazara Çıkarır. ** 1.) Maksadımız Düşünceyle Zihinleri İnşa Edelim. Çünkü Düşüncesi Olanlar Vicdanı Aydınlatır. 2.) NOT: 8. ve 13. Yüzyılları Çıkaralım Son 7 Asra Bakalım... 3. NOT: Işıklar İçinde Uyu Üstad.
Duygu ve Düşünce
··2 alıntı·
1 +1'leme
·
3.498 Gösterim
8 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Günaydın hocam, Yazınız güzel olmuş, öncelikle elinize sağlık. Ancak “Aziz Nesin’e aittir” şeklinde alıntılanan bu sözün kesin olarak ona ait olduğunu söylemek mümkün görünmüyor. Aksine, sözün oldukça indirgemeci olduğu ve büyük ihtimalle yanlış atfedildiği kanaatindeyim. Metodolojik açıdan bakıldığında, İslam dünyasında özellikle bilimsel üretimin yoğunlaştığı dönemlerde (örneğin Abbâsîler ve Endülüs Emevîleri) ciddi bir entelektüel birikim oluştuğu ve bu birikimin kültürel aktarım yoluyla sonraki medeniyetlere etki ettiği açıktır. Bu nedenle, meseleyi ırksal bir çerçeveye indirgemek yerine, dönemin üretim dinamiklerini ve bilgi dolaşımını dikkate almak daha sağlıklı olacaktır. Böylesi bir tarihsel süreci, provoke edici ve genelleyici bir söylemle açıklamak yeterli değildir. Öte yandan, Aziz Nesin’in eleştirel üslubu ve düşünsel derinliği göz önüne alındığında, bu denli yüzeysel ve genellemeci bir ifadenin ona ait olma ihtimali de oldukça düşüktür. Yaptığım taramalarda sözün yazarın eserlerinde yer almadığını gördüm; röportajlarında da geçtiğine dair güvenilir bir kaynağa rastlamadım. Bu sebeple, sözün yanlış atfedilmiş olabileceğini düşünüyorum. Bu tür alıntılarda daha dikkatli olunmasının faydalı olacağı kanaatindeyim. İyi çalışmalar dilerim.🙏😊
Felsefe Parrhesia
Gönderi Sahibi
Valencia İlgi ve Alakanız İçin Minnettarım ☺️☕️🙏
Görseldeki söz, sosyal medyada sıkça paylaşılan ancak Aziz Nesin'e ait olmayan bir sözdür. Aziz Nesin Vakfı ve yazarın eserlerini inceleyen araştırmacılar, bu ifadenin ona ait olduğuna dair hiçbir yazılı kaynak veya kayıt bulunmadığını defalarca belirtmişlerdir. "Araplar hiçbir zaman bir şey üretmediler ve bilim insanı yetiştirmediler" ifadesi, özellikle İslam’ın Altın Çağı (8. ve 14. yüzyıllar arası) olarak bilinen dönemin devasa külliyatını yok saymaktadır. Bilimsel gerçekler ışığında bu iddiayı şu başlıklarla çürütebiliriz: 1. Matematik ve Algoritma Bugün kullandığımız modern matematiğin temelleri bu coğrafyada atılmıştır. Harezmi (Al-Khwarizmi): "Cebir" kelimesi, onun Kitab al-Jabr eserinden gelir. Ayrıca "Algoritma" terimi, isminin Latinceleşmiş hali olan Algoritmi'den türetilmiştir. Sıfır rakamının ve Hint-Arap sayı sisteminin Batı'ya taşınmasında kilit rol oynamıştır. 2. Tıp ve Anatomi Orta Çağ boyunca Avrupa üniversitelerinde ders kitabı olarak okutulan eserler bu döneme aittir. İbn-i Sina (Avicenna): El-Kanun fi't-Tıbb (Tıbbın Kanunu) eseri, 17. yüzyıla kadar Avrupa'da temel tıp referansı olmuştur. İbnü’n-Nefis: Kan dolaşımını, özellikle de küçük kan dolaşımını (akciğer dolaşımı) William Harvey'den yüzyıllar önce keşfetmiştir. 3. Optik ve Fizik Modern optik biliminin kurucusu kabul edilen isim bu coğrafyadandır. İbn-i Heysem (Alhazen): Görme olayının gözden çıkan ışınlarla değil, nesnelerden gelen ışığın göze girmesiyle oluştuğunu bilimsel deneylerle kanıtlamıştır. Kitab el-Menazir adlı eseri, fotoğraf makinesinin atası olan "karanlık oda" (camera obscura) prensibini açıklar. 4. Astronomi ve Kimya Astronomi: Bugün gökyüzündeki birçok yıldızın ismi (Betelgeuse, Altair, Deneb) Arapça kökenlidir. Usturlap gibi ölçüm araçları bu dönemde geliştirilmiştir. Cabir bin Hayyan (Geber): Kimyanın babası kabul edilir. Damıtma, kristalleştirme ve süblimleşme gibi temel laboratuvar tekniklerini geliştirmiş; sülfürik asit ve nitrik asit gibi maddeleri keşfetmiştir. Görseldeki iddianın "petrol" vurgusu, son 100 yıllık bir jeopolitik durumu binlerce yıllık bir tarihe genelleyerek anakronizm (tarih yanılgısı) yapmaktadır. Bilgi Aktarımı: İslam dünyasındaki bilimsel birikim, Endülüs ve Sicilya üzerinden Avrupa'ya taşınmış ve Rönesans'ın tetikleyicisi olmuştur. Kültürel Duraklama: Bilimsel üretimin 14. yüzyıldan sonra yavaşlamış olması, "hiçbir zaman üretmediler" demek için bilimsel bir dayanak oluşturmaz.
Felsefe Parrhesia
Gönderi Sahibi
Bişnevhiç Eyvallah Hocam 🙏
Neresini düzeltelim bu ucube akıntının ve yorumun. Cahile anlatılabilir bazı gerçekler. Ama insan hem art niyetli hem cahilse ona birşeyi izah edemezsiniz. En iyisi gülüp geçelim.
Felsefe Parrhesia
Gönderi Sahibi
Fikri Olmayana Gerçek,Hakikat Anlatılmaz, Çünkü Aktif Akıl Yoksa Sözcükler Duvara Çarpar. Ben Gülmem Hocam, Düşünürüm, Fikir Üretirim. Siz Gülüp Geçerken, Ben Üretip Geçiyorum.
Bu yanlış bir düşünce ve dar bakış açısından kaynaklanan bir genellemedir.
Felsefe Parrhesia
Gönderi Sahibi
بشرى المنصوري ş Eyvallah İstemeden Kırdıysam Özür Dilerim ☺️☕️🙏🤲
Ateist bir düşünceye sahip birinden çıktığı kabulüyle bu düşünce makul bir zemine oturabilir ancak zamandan koparılarak yapılan bu tür söylemleri çok dikkate almıyorum şahsen. Tarihi süreç içerisinde ilimle ilgilenen İslâm alimlerini ve onların açtığı çığırda Batı'nın ayırt etmeksizin tüm insanlığı her anlamda sömürüp işgal ettiğini, yer yer milletleri her yönüyle katlettiğini görmezden gelerek bu düşünceleri ortaya koymak ve inanmak körlükten başka bir şey değildir. Saygılar, keyifli okumalar dostlar...
Felsefe Parrhesia
Gönderi Sahibi
Bişnevhiç Teşekkür ederim İlginiz için Hocam 🙏☺️
Reklam
Ülkemizde felsefenin duayeni olarak söylenen Ateist Ahmet Arslan diyorki : Ben dinci değilim, dindarı sevmem ama batıda 9.10.11 yüzyılda islam alimlerini anlayacak alim ve bilim adamı yoktu... Şimdi sormak istiyorum? Geleceğini din düşmanlıgına adamış aziz nesin mi haklı, ahmet Arslan mı haklı? . Antik çağın felsefecileri de Çok Tanrılı Din/Mitolojik bir sürü çoklu dine inanıyorlardı. Kaldı ki batıda dinsiz değil, bir kısmı Hıristiyanlık, bir kısmı Yahudi idi, nasıl oluyor da ilimin bilimin önündeki engeli islam dinine yüklediniz anlatında anlayalım. Modern batı ülkelerinin insanlığı nasıl katlettiğini anlamak için basiret ve feraset lazım ama o, da müslümanda olur. Felsefeciler de Akıl falan aramak insanlık suçudur. Sürekli soyut kavram ve teori, uydur uydur at sallaaa Yersen tapiki. :)))
Felsefe Parrhesia
Gönderi Sahibi
Ben Düşmanlıkla Değil, Düşünceyle Konuştum. İnanç Savunmak Değil, Bilinç Uyandırmak Gerekir Diyorum... Akıl Aramak Suçsa, Cehalet En Büyük Günah Olmalı. Felsefe, Suç Değil Hocam, İnsanlığın Vicdanıdır. Düşünmekten Korkanlar, Düşünenleri Suçlar, Ve Tarih Boyunca da Bu Hep Böyle Olmuştur. Ben Aktif Akıl Çalışsın İstiyorum. Çünkü Karanlıkta Işık Ancak Düşünceyle Yanabilir. Bakın Rabbimiz Kerim Kitabında Şöyle Buyurur; “Aklınızı Kullanın” Uyarısı Çok Serttir. Allah, Aklını İşletmeyenleri En Değersiz Varlıklar Olarak Tanımlar Ve Ağır Azapla Uyarır. Bismillahirrahmanirrahim Yûnus Suresi 100. Ayet “Allah’ın İzni Olmadıkça Hiç Kimse İman Edemez. Allah, Akıllarını Kullanmayanların Üzerine Pisliği Yağdırır.” ( Burada İman Bile Akılla İlişkilendirilir. Akıl İşletmeyenler, Allah Tarafından Rezillik Ve Azaba Mahkûm Edilir. ) Enfâl Suresi 22. Ayet “Allah Katında, Yeryüzündeki Canlıların En Değersizi, Aklını Kullanmayan Sağırlar Ve Dilsizlerdir.” ( Bu Ayet, Aklını Kullanmayanları Hayvanlardan Bile Aşağı Görür. Sert Bir Aşağılamadır: “En Şerli Varlık” Tanımı Doğrudan Akılsızlara Yöneliktir. ) Bakara Suresi 44. Ayet “Siz İnsanlara İyilik Yapmayı Emredip Kendinizi Unutuyor Musunuz? Halbuki Kitabı Okuyorsunuz. Hiç Aklınızı Çalıştırmıyor Musunuz?” ( İkiyüzlülüğü Akılsızlıkla Eşleştirir. Kitabı Okuyup Düşünmeyenler, Doğrudan Eleştirilir. ) Bakara Suresi 171. Ayet “Onlar Sağır, Dilsiz Ve Kördürler. Çünkü Akıllarını Kullanmazlar.” ( Akıl İşletmeyenler, Hayvan Sürüsüne Benzetilir. Bu, Kur’an’daki En Sert Teşbihlerden Biridir. )