Türk hikayeciliğinin sessiz ama derinden akan nehirlerinden biri olan Memduh Şevket Esendal, Taş Havan ile okuru yine o tanıdık, iddiasız ve bir o kadar da içten dünyasına davet ediyor. Eser, yazarın sağlığında kitaplaşmamış hikayelerini bir araya getirmesi bakımından edebi bir hazine niteliğinde.Esendal denince akla gelen ilk şey "duruluk"tur. Taş Havan'daki öykülerde de bu çizgi bozulmuyor. Yazar, büyük toplumsal olayların gölgesinde kalmış "küçük insanı" mercek altına alıyor. Ancak bunu yaparken ne bir ajitasyona başvuruyor ne de karakterlerini yargılıyor. O, sadece bir gözlemci; bir köşede oturup mahalleliyi, memurları, aile içi çekişmeleri ve umutları izleyen bilge bir dost gibi. Kitaba adını veren "Taş Havan" imgesi, aslında Esendal’ın edebiyat anlayışıyla müthiş bir uyum sergiliyor. Taş havan sağlamdır, gelenekseldir, işlevseldir ve mutfağın en kuytu ama en gerekli köşesinde durur. Tıpkı yazarın hikayeleri gibi; süslü değildir ama hayatın tam kalbinden, en temel ihtiyaçlarından doğmuştur.
Taş Havan, modern hayatın karmaşasından ve gürültülü edebiyatından yorulanlar için bir sığınak. Yapı Kredi Yayınları'nın kronolojik ve tematik bütünlüğü gözeten baskısı sayesinde, Esendal’ın hikayeciliğindeki evrimi ve o hiç eskimeyen insan sevgisini bir kez daha hissediyoruz.
Eğer Çehov tarzı durum hikayeciliğini seviyorsanız, bu kitap kütüphanenizde sadece bir cilt olarak değil, hayatın içinden bir ses olarak yer alacaktır.