Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 13 dk.
Sayfa Sayısı:
184
Basım Tarihi:
2023
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
ISBN:
9789750857355
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·184 syf.··
2026 8. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2026 20:11
Taş Havan, aslında gündelik hayatın içinde her gün yanından geçtiğimiz ama dönüp bakmadığımız o küçük insanların, bbizlerin büyük dünyalarını anlatıyor. Kitabı okurken kendimi bir romanın ya da kült eserlerin ağır ağdalı dilinde değil, mahalle kahvesinde ya da bir aile sofrasında samimi bir sohbetin içinde buldum. Esendal, dili bir kuyumcu titizliğiyle ama hiç gösterişe kaçmadan kullanıyor. Kısa cümleler, süssüz anlatım ve doğrudan konuya giriş... Bu sadelik, hikâyelerin etkisini azaltmak yerine, okuyucunun karaktere odaklanmasını kolaylaştırıyor. Kitabın okunması az olduğu için bir inceleme ekleme eklemek istedim sadece... Kitaptaki öykülerde memurlar, emekliler, ev kadınları ve esnaflar başrolde. Yazar bu karakterleri yargılamıyor, sadece oldukları gibi resmediyor. "Taş Havan" ismi de aslında bu sıradanlığı, dayanıklılığı ve döve döve şekillenen hayatları temsil ediyor gibi. Bugüne kadar pek çok öyküsünü okudum ve Esendal’ın kaleminde karamsarlığa yer yok. En zor hayat şartlarını anlatırken bile araya serpiştirdiği o hafif mizah ve insana duyduğu derin şefkat, kitabı bitirdiğinizde içinizde tuhaf bir huzur bırakıyor. ​Taş Havan, büyük olayların, patlamaların veya imkansız aşkların kitabı değil. Aksine bir bardak çayın, eski bir tanıdıkla karşılaşmanın, bir memurun ay sonunu getirme telaşının kitabı. Eğer hayatın kendi ritmini ve insanın en doğal halini özlerseniz bu öyküler size çok iyi gelecektir. Ne zaman okuyamadığımı hissetsem bir Esendal öyküsü okurum ve bana çok iyi gelir. Modern hayatın karmaşasından kaçıp, Esendal’ın o duru dünyasına sığınmak her okura tavsiye edeceğim bir deneyim umarım size de iyi gelir... Herkese keyifli okumalar dilerim.
Edebiyat
Taş HavanMemduh Şevket Esendal · Yapı Kredi Yayınları · 202323 okunma
Taş Havan
8/10
·184 syf.··
2024 31. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2024 16:35
Kitap içerisinde 1949-1951 yıllarında yayımlanmış öyküler yer alıyor. Birkaç öykü de yazarın vefatından sonra yayınlanan öyküleri; bunlar da kitabın sonuna eklenmiş. Bu kitaptaki öykülerde, gerek yazarın yaşadığı Cumhuriyet devri gerekse Osmanlı’nın son demlerinin yansımaları görünüyor.
Edebiyat
Taş HavanMemduh Şevket Esendal · Yapı Kredi Yayınları · 202323 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2026 17. kitabı
Türk hikayeciliğinin sessiz ama derinden akan nehirlerinden biri olan Memduh Şevket Esendal, Taş Havan ile okuru yine o tanıdık, iddiasız ve bir o kadar da içten dünyasına davet ediyor. Eser, yazarın sağlığında kitaplaşmamış hikayelerini bir araya getirmesi bakımından edebi bir hazine niteliğinde.Esendal denince akla gelen ilk şey "duruluk"tur. Taş Havan'daki öykülerde de bu çizgi bozulmuyor. Yazar, büyük toplumsal olayların gölgesinde kalmış "küçük insanı" mercek altına alıyor. Ancak bunu yaparken ne bir ajitasyona başvuruyor ne de karakterlerini yargılıyor. O, sadece bir gözlemci; bir köşede oturup mahalleliyi, memurları, aile içi çekişmeleri ve umutları izleyen bilge bir dost gibi. Kitaba adını veren "Taş Havan" imgesi, aslında Esendal’ın edebiyat anlayışıyla müthiş bir uyum sergiliyor. Taş havan sağlamdır, gelenekseldir, işlevseldir ve mutfağın en kuytu ama en gerekli köşesinde durur. Tıpkı yazarın hikayeleri gibi; süslü değildir ama hayatın tam kalbinden, en temel ihtiyaçlarından doğmuştur. Taş Havan, modern hayatın karmaşasından ve gürültülü edebiyatından yorulanlar için bir sığınak. Yapı Kredi Yayınları'nın kronolojik ve tematik bütünlüğü gözeten baskısı sayesinde, Esendal’ın hikayeciliğindeki evrimi ve o hiç eskimeyen insan sevgisini bir kez daha hissediyoruz. Eğer Çehov tarzı durum hikayeciliğini seviyorsanız, bu kitap kütüphanenizde sadece bir cilt olarak değil, hayatın içinden bir ses olarak yer alacaktır.
Taş HavanMemduh Şevket Esendal · Yapı Kredi Yayınları · 202323 okunma

Yazar Hakkında

Memduh Şevket EsendalYazar · 25 kitap
Türk edebiyatının tanınmış bir öykü yazarı olan Esendal edebiyatçılığının yanı sıra Tahran, Bakü ve Kabil'de büyükelçilik, TBMM'de dört dönem milletvekilliği, 1941-1945 yılları arasında CHP Genel Sekreterliği yapmış olan diplomat ve siyasetçidir. En çok bilinen eseri 1934 yılında yayımlanan Ayaşlı ile Kiracıları adlı romanıdır. 1883 yılında Çorlu’da dünyaya geldi. Babası Mehmet Şevket Bey, annesi Emine Şadiye Hanım’dır. Varlıklı bir çiftçi ailesinin 3 oğlundan ikincisi idi. Edirne Lisesi'nde eğitim görmüştür. Savaş ve göçler yüzünden çocukluğunda düzenli bir eğitim görme fırsatı olmadı; kendi kendisini yetiştirerek Arapça, Farsça, Fransızca öğrendi. Ailesi Balkan Savaşı ve Bulgar baskınları nedeniyle çiftliklerini bırakıp İstanbul’a göç etmişti; savaştan sonra tekrar Çorlu’ya dönüldüyse de I. Dünya Savaşı’nın başlaması ile ailesi ile tekrar İstanbul’a geldi. Ailesi tüm mal varlığını kaybettiği için geçim sıkıntısı çekerek büyüdü. 1907’de babasının ölümü üzerine ailesinin geçimini üstlendi ve memuriyete başladı. 1908’de dayısının kızı Ayşe Faide Hanım ile evlenen Memduh Şevket Bey’in bu evlilikten Mehmet (1912), Ahmet (1915) ve Emine (1923) adlı üç çocuğu dünyaya geldi. 1906’da İttihat ve Terakki Cemiyetine üye oldu. Fırka’ya girişi Kara Kemal önderliğinde oldu. Başlangıçta ücretli bir eleman olarak cemiyette yer alırken sonradan ittihatçılığı benimsedi. Cemiyet içinde oluşan “mesleki temsilciler” grubunda Kara Kemal ve Ali İhsan (İloğlu) ile birlikte yer aldı. Esnaf Odaları Mümessilliği, Anadolu Vilayetleri Müfettişliği gibi görevler üstlendi. Müfettişlik görevi sayesinde Anadolu’yu gezme, Anadolu insanını tanıma fırsatı buldu. I. Dünya Savaşı yıllarında İstanbul’daki beslenme sorunu ile ilgili olarak görevler aldı. Teşkilat-ı Mahsusa adlı gizli birlik bünyesinde I. Dünya Savaşı’na katılmasına karar verilince İstanbul’dan ayrıldı. 1915’te cemiyetin Ankara temsilcisi oldu. İşgalci İngiliz kuvvetlerinin İstanbul’daki İttihat ve Terakki merkez binasını bastıkları 13 Kasım 1918 günü orada bulunan Memduh Şevket, kaçmayı başardı. İstanbul hükûmeti tarafından kovuşturmaya uğrayıp takip edildiği için İstanbul’un değişik yerlerinde ve İtalya’da bir süre saklandı. 1920’de işgale karşı ulusal direnişin lideri Mustafa Kemal’in çağrısı üzerine Ankara’ya gitti. 1921’de Ankara’daki millî hükûmetin ilk yurt dışı temsilciliğini açtığı Bakü’ye "orta elçi" olarak gönderildi. Görevi, öncelikle Kafkaslar'da ve Rusya içlerinde I. Dünya Savaşı'ndan kalma Türk esirlerinin Anadolu'ya getirilmesi ve silah, cephane nakliyatı idi. Bakü’deki Türk esirlerin yurda dönmeleri konusunda büyük emek sarf etti. Rusya’da seferberlik ilanından sonra Azerbaycan’daki Türk tebaanın Ruslar tarafından askere almasını önledi. Mayıs 1922’de Azerbaycan’da Arap alfabesinden Latin alfabesine dönme girişimi olduğunda bu süreci yakından takip etti ve konu hakkında Ankara’ya rapor yazdı. 1924 yılında Rusya’nın bağımsız Azerbaycan Devleti’ne son vermesi üzerine Bakü’deki Türk temsilciliği kapandı ve Memduh Şevket Bey yurda döndü. 1925 yılında yurda döndüğünde Mekteb-i Sultani ve Kabataş Lisesi‘nde coğrafya öğretmeni olarak atandı. O sene eski ittihatçı arkadaşları ile birlikte “Meslek" adlı bir haftalık siyasi gazete çıkardı. Amaç, mesleki temsilcilik düşüncesini Cumhuriyet dönemi Türkiyesi’ne taşımaktı. Memduh Şevket Bey’in ilk öyküleri Meslek gazetesinde yayınlandı. Aynı gazetede Miras adlı romanı tefrika edildi. Hayatı boyunca resim yapmayı da hep sürdürmüş olan Memduh Şevket Bey, bu gazetede resim ve karikatürler de yayımlamış ve bazı karikatürleri yüzünden kovuşturmaya uğramıştır. Yayın, iktidar tarafından hoş karşılanmamış ve kapatılmıştır. Memduh Şevket Bey, 1925 yılının sonunda yeniden yurt dışında elçilik ile görevlendirildi ve Tahran’a elçi atandı. İki devlet arasında istenmeyen olayların meydana geldiği gerekçesiyle (Ağrı isyanı sırasında Türk ordusunu İran topraklarına girmesi) 1930 yılında Tahran elçiliğinden istifa etti. Tahran’dan döndükten sonra Mustafa Kemal’in emri ile CHP Merkez İdare Heyeti’ne alınan Memduh Şevket Bey, 1931-1933 yılları arasında Elazığ milletvekili olarak TBMM’de yer aldı. 1932’de ilk Türk Dil Kurultayı’na Elazığ milletvekili olarak katıldı. Kabil büyükelçiliğine atanması nedeniyle 1933’te milletvekilliğinden istifa etti. 1933-1941 arasında Kabil Büyükelçiliği görevlerinde bulundu. Komünist rejim baskısından kaçıp Afganistan’a sığınmış Türkmen çocukların Türkiye’ye gönderilip eğitim görmelerini sağladı. II. Dünya Savaşı’nda ülkenin Alman-İtalyan nüfuzuna girmesini engelleyip Sadabat Paktı’nda yer almasını sağlamada rol aldı. Daha önce Vakit gazetesinde tefrika ettiği Ayaşlı ile Kiracıları adlı romanını Kabil elçisi olduğu dönemde, 1934 yılında yayımladı. Bu, onun kitap olarak yayımlanan ilk romanıdır. Soyadı Kanunu çıktığında kendisine Esendal soyadını İsmet İnönü verdi. 1941’de kendi isteğiyle Kabil’deki görevinden ayrıldı. Kabil’den yurda dönüşünde hayatını kaybeden Bilecik milletvekili Salih Bozok’un yerine meclise girdi. VI., VII., VIII. Dönem TBMM’de Bilecik milletvekili olarak yer aldı. Dördüncü Türk Dil Kurultayı’na Bilecik milletvekili sıfatı ile katıldı. 1942-1945 yılları arasında CHP Genel Sekreterliği görevini üstlendi. Partinin gençleşmesi için uğraştı ve 35’ler Hareketi’nin gelişmesine destek oldu. 1945 yılında, Genel Sekreterlik görevinden kendi isteğiyle ayrıldı. Genel Sekreterlik görevini bıraktıktan sonra sadece edebiyatla ilgilendi ve yapıtlarını derleyip kitaplaştırmakla uğraştı. Öyküleri, Sanat ve Edebiyat, Seçilmiş Hikâyeler, Ulus, Ülkü, Hisar, Pazar Postası, Türk Dili gibi gazete ve dergilerde yayınlandı. Siyasetçi ve edebiyatçı kimliklerini ayrı tutmak için yazılarında M.Ş.E, Mustafa Memduh, Mustafa Yalınkat, M. Oğulcuk, İstemenoğlu gibi takma isimler kullandı. Yaşamının yalnızca dokuz yılında (1923-1926, 1946-1952) ciddi biçimde edebiyatla uğraşmasına rağmen Türk öykücülüğünün önemli bir ismi oldu. Durum hikâyeciliğinin Türk edebiyatındaki temsilcisidir. Yazdığı öykülerin sayısı 224'ü bulur. En çok bilinen eseri 1934 yılında yayımlanan Ayaşlı ile Kiracıları adlı romanıdır. Esendal, beyin kanaması sonucu 16 Mayıs 1952 gecesi Ankara’da hayatını kaybetti. Cenazesi Ankara Cebeci Mezarlığı’na defnedildi. Esendal’ın anılarını yazdığı ve ölümünden 30 yıl sonra yayımlanmasını istediği bilinmekle birlikte söz konusu hatıralar bulunamamıştır. Çocuklarına yazdığı mektuplar Oğullarıma Mektuplar (2003) ve Kızıma Mektuplar (2001) adı altında kitaplaştırılmıştır. Esendal'ın Türk Edebiyatı'na getirdiği en önemli yenilik, ele aldığı konuları büyük bir sadelikle işlemesidir. Bu konular yine sıradan insanların yaşamları etrafında gezinir. Öykücülüğe başladığı ilk yıllarda, dilde sadeleşmenin öncüsü olan Ömer Seyfettin'in izinden giden Esendal, ustalık dönemine eriştiğinde, hem Ömer Seyfettin'den, hem de kendi çağdaşlarından daha sade ve düzgün bir dille yazmıştır. Üslubunda Çehov'un etkileri açıkça görülür. Hatta bazı öyküleri Çehov'dan yapılmış uyarlamalardır. Ancak bu etki, yazım tarzı, dildeki sadelik, kişilerin seçilişi ile sınırlı kalır. Esendal, Çehov'un karamsar bakışını tekrarlamaz. Kendi deyişiyle insanlara yaşamak için ümit, kuvvet ve neşe veren yazılardan hoşlanır, insanları mutfak paçavrasına çeviren ve yeise düşüren yazılardan hoşlanmaz.