Herkese tek tek cevap yazmamak için kendi düşüncemi paylaşayım:
Önemli meselelere empati ve sağduyu ile yaklaşmak gerektiğini düşünüyorum. Devlet, din hizmetinde vergi topladığı tüm yurttaşlara eşit davranmalıdır. Bu ülkede sadece Sünniler yaşamıyor ancak ülkemizde din hizmetleri ağırlıklı olarak Sünni mezhebine yöneliktir. Ne yazık ki Sünnilik dışındaki inançlar devletten doğru düzgün destek alamıyor. Kimse kolay kolay dile getirmez ancak TR inanç olarak eskiden beri Sünnilik temeli üzerine kurulmuştur ve sadece Sünni inancını destekler.
Sünni arkadaşların bu konuya empatiyle yaklaşmasını isterim. Kendileri Sünni olmasaydı, bu durumu adil bulurlar mıydı?
İmam Hatip okullarından İlahiyat Fakültelerine kadar devletin eğitim kurumlarında ağırlıklı olarak Sünni mezhebinin öğretileri verilmektedir. Camilerde ve diğer din hizmetlerinde de keza öyle.
Aleviler Cem evlerine gider ancak devlet ne Cem evi yapar ne de Alevi Dedelerine maaş verir. Bu durum adil midir? Üstelik Aleviler camiye gitmedikleri halde, Sünni vatandaşların yararlandığı din hizmetlerinin finansmanına vergi yoluyla katkıda bulunurlar.
Kısacası, devlet hepimizin devleti ise, toplanan vergilerden tüm inançlara eşit şekilde pay ayrılması gerektiğini düşünüyorum. Hatta daha da ileri gidersek, bir kişi ateist olabilir, hiç din hizmeti almıyorsa, bu hizmetlerin finansmanına neden ömür boyu katkı yapsın ki?
sıla öncelikle Diyanet sil baştan liyakatli kişilerle donatılmalı. Diyanetteki vatansever ve liyakatli din adamları zaten bu konuda doğru olanı yapar diye tahmin ediyorum.
Kişisel düşüncemi başka bir zaman açıklarım.
♛hakan♞kutlu♛ Diyanet İşleri Başkanlığı, Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1924 yılında kuruldu...Bugün Atatürk'ü sevmeyen hocalara maaş bağlandı...
Atam yaptıysa doğru olanı yapmıştır...
1000 yıldır bu ülke ne yazık ki dini açıdan perde arkasından Sünnilik temelleri esasına göre yönetiliyor. Sünnilik dışındaki tüm inançlar tüm mezhepler yok sayılıyor. Kısacası devletimizin perde arkasındaki resmi dini, Sünniliktir.
Bu geleneği Selçuklu ve onun ardılı Osmanlıdan ödünç aldık, TR de aynı şekilde devam ettiriyor. Çünkü Sünnilik mezhebinin iktidar sahipleri tarafından çok avantajlı bir tarafı vardır, Sünni vatandaşlar devletin perde arkasındaki inancının Sünnilik olduğunu bildiği için her zaman iktidarları desteklemişlerdir. Genellikle sağ görüşlü olurlar. Dine yakın partilere oy verirler. Selçuklu ve Osmanlının uzun yıllar içinde el emeği göz nuruyla inşa ettiği bir düzendir.
Mesele çok basit aslında herkes inancını istediği gibi yaşasın kimse kimseye karışmasın. Ama devlet dediğin şey hepimizin orada birinin inancı öne çıkarsa öbürü kendini dışarıda hisseder. O yüzden din ayrı devlet ayrı olmalı ki kimse kimsenin alanına girmesin. Aziz Nesin de bunu demek istemiş zaten. İbadet kişisel ama devletin işi ortak. Böyle olunca hem inanan rahat eder hem inanmayan. Kimse kimseye yük olmaz herkes kendi yolunda gider. Bence adalet de biraz böyle bir şey
♛hakan♞kutlu♛ Devletin verdiği maaş dışında yasal olmamasına rağmen; mevlitlerden tut, okuduğu selaya kadar para alıyor, daha doğrusu istemem yan cebime koy ayağı yapıyor. Şeytan taşlamak için Arabistan'a gitmeye gerek yok aslında..
Keşke “şu sebeplerden dolayı bu durumu doğru buluyorum” şeklinde bir açıklama yapsaydınıız, en azından fikirlerinizi öğrenir, buna göre bir cevap verebilirdik.
Unutmamak gerekir ki bir fikre inanıyor olmamız, onun mutlak doğru olduğu anlamına gelmez. Eğer fikirlerinizden eminseniz, katılmadığınız görüşlerle saygılı bir üslupla tartışabilirsiniz diye düşünüyorum..
Müsaadenizle size bir soru sormak istiyorum.
Eğer ailenizle birlikte gayrimüslim olsaydınız, devletten hiçbir din hizmeti almadığınız halde, tüm aile bireylerinizin maaşlarından ömür boyu düzenli olarak vergi kesilmesini adil bulur muydunuz? Cevabınızı merakla bekliyor olucam 🙏😊