Deneysel psikolog Charan Ranganath, kitabının başlığıyla müsemma olan çalışması
Hatırlamanın Bilimi ve Unutmanın Gerekliliği: Neden Hatırlarız?’ da sinirbilim ve psikolojinin
kesişim alanlarını bellek mekanizmaları üzerinden inceliyor.
Üç kısımda ele aldığı kitabın “Belleğin Yapıtaşları” adlı ilk kısmında yazar, hatırlamanın ve
unutmanın zihinde nasıl işlendiğini, zaman ve mekan bağlamında hatırlamak eylemini ve daha
az enerji harcayarak belleğimizdeki verimi nasıl artırabileceğimizi açıklıyor.
“Görünmez Güçler” isimli ikinci kısımda ise hayal gücü, duygular ve beklenmedik olaylar
karşısında belleğimizin tutumlarının nasıl değişebileceğini anlatıyor. Hatırlamanın kendi
üzerimizdeki payını da yaptığı alıntıyla sorgulatıyor: “Sımsıkı tutunduğumuz gerçeklerin çoğu büyük ölçüde kendi bakış açımıza bağlıdır.” Dolayısıyla eleştirel düşünme becerilerimizi
geliştirerek, farklı bakış açılarıyla olaylara yaklaşmayı deneyerek ve düşünce biçimimizi
sorgulayarak geçmişte yaşananların bugünümüze gölge değil, ışık olabilmesini sağlayabiliriz.
Hatalarımızdan öğrenmeye daha cesaretli bir şekilde yaklaşabileceğimizi vurguladığı üçüncü
bölüm olan “Sonuçlar”, bilgi edinmenin hem bireysel hem toplumsal bağlamdaki artıları ve
eksilerinin neler olabileceğinden söz ediyor. Bebeklikten yaşlılığa değin hatırlamanın işlevini
de konu ediniyor. Yazara göre farklı çevreler ve farklı insanlarla gireceğimiz etkileşimlerde
yakalayacağımız ortak paydalar zihinsel sağlığımız için oldukça önem arz ediyor. Antonino Ferro’ nun dediği gibi “Hâlihazırda bildilerimize hayranlık duymakla yetinirsek biz de
UNESCO’nun koruma altına aldığı anıtlardan birine dönüşürüz.” Anıtlara dönüşmek istemiyor, hayatı yaşamak ve bir parçası olmak istiyorsak şemalarımızın sunduğu konforda çürümek yerine yeni şeyler denemenin getireceği olumsuzluklara yer açmaya gönüllü olmalıyız.
Eserin merkezinde, belleğe dair yanlış beklentilerimizi dönüştürme çabası yer alıyor. Yazara göre, alanda yapılan araştırmalara “neden unuturuz” yerine “neden hatırlarız?” sorusuna yanıt bulmak için bakmak, belleğin çalışma mekanizmasına yönelik daha derinlikli bir perspektif sunacaktır. Belleğimiz “Bir şeyi tam olarak hatırlamak” veya yalnızca kayıt cihazı işlevi görmek için tasarlanmadı. Bilakis belleğin, geleceği hayal etmek ve anılardan alınacak derslerle hayatı anlamlı yaşamak üzerine bir işleyişe sahip olduğunu söylemek mümkün. Hatırlayan benlik hakkındaki bu yaklaşım beni Northoff ve Smith (2022) çalışmalarındaki görüşe götürdü.Yazarlar, benliğin sadece beyne hapsolmuş sinirsel bir yapı değil, dünyanın ekolojik bağlamı içine yerleşmiş "nöro-ekolojik" bir yapı olduğunu savunmaktadır. Benliği sadece beynin bir mülkü olarak değil, beynin dünya ile kurduğu zamansal ve ilişkisel bağın bir sonucu olarak tanımlamaktadır.
Bu kitap, bilişsel psikoloji derslerinde kaynak olarak kullanılabilecek bir niteliğe sahip.
Zihnimiz nasıl çalışıyor? Belleğimizin nasıl çalışması gerektiğine dair hangi inanışlarımız var? Ve bu inanışlar hayata bakışımızı ne açılardan etkiliyor? Öğrenmek zihinde nasıl gerçekleşiyor?
Yeni bilgilere ve geçmişe dair tutumumuz ne olmalı? gibi sorulara cevap aramak isteyenlere
uygun bir anlatımla yazılmış. Yazarın, ağır bir konuyu bu kadar yalın bir dille anlatması da
takdire şayan. Okurken bazı sinirbilim terimlerinden bahsedilmesi anlamayı zorlaştırabilir. Ancak bunu mevcut araştırmaların arka planında hayatın içinden örneklerle olabildiğince anlaşılır bir şekilde açıklamış Ranganath. İnsan karmaşık bir canlı. İnsana bilişsel psikoloji çerçevesinden de bakmak, zihin mekanizmalarının işleme sistemini bilmek,
dikkatimizin çalındığı, “deneyimlerimizin TikToklaştığı” günümüzde dikkati ve kastımızı nasıl geliştirebileceğimize yönelik çözümler sunabilir.