1/10
·318 syf.··
2026 18. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 23:56
Amin Maalouf’un Semerkant romanı, her ne kadar "Doğu klasikleri" arasında göğe çıkarılsa da, dikkatli ve milli değerlerine bağlı bir okur için hayal kırıklığıyla dolu bir "oryantalist güzelleme"den öteye geçemiyor. Kitap, edebi sürükleyiciliğini bir maske gibi kullanarak Türk tarihinin kurucu figürlerine karşı sistematik bir aşağılama dili geliştirmiş durumda. Selçuklu Devleti’nin temellerini atan liderlerden "çapulcu", "dinsiz" ve "barbar" olarak bahsedilmesi; Sultan Alparslan gibi bir kahramanın "karı kılıklı" gibi galiz ifadelerle karikatürize edilmesi, yazarın kurgu özgürlüğünü aşan kasıtlı bir aşağılama girişimidir. Maalouf, Türkleri sadece "yıkıcı ve kaba bir güç" olarak konumlandırırken; estetiği, bilimi ve zarafeti sadece Fars ve Arap unsurlara yükleyerek Doğu tarihini taraflı bir süzgeçten geçiriyor. Ömer Hayyam gibi bir dünya dehasının sadece uçkuruna ve kadehine düşkün bir "ayyaş" portresine indirgenmesi, onun matematikçi ve astronom kimliğinin üzerini örterek Batılı okuyucunun duymak istediği "egzotik Doğulu" imajını besliyor. Nizam ve adaleti temsil eden Selçuklu otoritesi yerilirken, tarihin en karanlık suikast şebekesi olan Hasan Sabbah ve Haşhaşilerin neredeyse birer "karizmatik kahraman" gibi sunulması, eserin ahlaki ve tarihsel pusulasının ne kadar sapmış olduğunu gösteriyor. Sonuç: Semerkant, okuru Nişapur sokaklarında büyüleyici bir yolculuğa çıkardığını iddia etse de, aslında Türk okuru için vaktinden ve milli onurundan çalan, tahammül edilmesi güç bir dezenformasyon metnidir. Tarihi roman adı altında sunulan bu "aşağılık kurgu", edebi başarısının arkasına gizlediği Türk düşmanlığıyla hafızalarda kötü bir iz bırakıyor.
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202374,7bin okunma
·
41 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.