Yazarla tanışma kitabım oldu ve çok sevdim. Ayrıca biraz bile İstanbul esintisi olması çok hoşuma gitti.
Yazar daha doğrusu şair olan Nina altmış beş yaşına gelmiş, bizim standarlarımıza göre emekli yaşında bir kadın. Geriye dönüp baktığımızda kopuk bir hayat yaşamış, yazdığı eserleri popüler kültüre göre değil kendi istediğine göre yazmış. Aslında bakınca çok düz birisi, üretiminde bile görünür olmayı seçmemiş. Bugüne kadar başarısız da olmamış başarılı da. Yıllar sonra bir nevi inzivasından sonra tekrar bir şiir kitabı (İstanbul'da boğaza bakarak yazdığı şiirler) çıkartıyor. Sonrasında olan eleştiriler çok kötü oluyor ve üstüne mal sayımı yapılacağı söylenerek söyleşisi de iptal ediliyor. Bu Nina için bardağı taşıran damla oluyor ve sanki işine attığı yılların birikimini boşaltmaya başlıyor. Yıllarca her şeyi içine atan, görünmez olan bir insanın gerçekten yaşadığı kırılma noktası ve yaptığı hareketleri okuyoruz. Kesinlikle bir anti karakter olmasına rağmen okurken Nina'ya hak verir buldum kendimi. Kulpe ile olan sahnesinde sırf tanıdığı olduğu için o pozisyonda olan ve şiir bilmemesine rağmen eleştiri yazısı yazabilen birini görüyoruz, gerçek hayatta fazlasıyla tanıdık... Görünmez ve bastırılmış bir insanın neler yapabileceğini gösteren bir kitap, ben çok beğendim.
Not düşmek isterim, rıza dışı yaşanılan ilişki çok rahatsız ediciydi ki sanırım yazar da bunu anlatmak istemiş ama yine de belirtmek istedim. Erkek veya kadın fark etmez kesinlikle rıza dışı yapılan hiç bir eylem kabul edilemez.