·109 syf.··Beğendi
···Okunma: 09 Nisan 2018 17:05 Deneysel okurun ve doğru okurun arasındaki farkı ortaya koymak için biçilmiş kaftan bir kitaptır. Mann, kitabı irdeleyenlerin kendi hayatıyla benzeşimler bulmak isteyeceklerini bilerek deneysel okura "bile bile" çok sayıda olta atmaktadır bu kitapta.
Mann'ın zamanında yaptığı bir Venedik seyahatini (oraya aynen kitapta anlatıldığı gibi bir başka yer üzerinden gittiğini) ve orada gerçekten de son derece güzel bir Polonyalı çocuğu gördüğünü bilenler bu kitapta yeterince ikilemde kalacaklardır. Hele ki kitaptaki kahramanımızın da Mann'ın hayatının o evresinde yaşadığı türden bir yazma kısırlığı çektiği düşünülürse...
Deneysel okurun direkt olarak atlayacağı "Mann adeta kısmi otobiyografik bir şey yazmış" tuzağına düşmemek gerekli yine de... Doğru okur kendisine atılan bu oltaya gelmeyecek, ancak benzerliklerin altında Mann'ın neyi saklamış olabileceğini düşünerek daha derine sondajlarda bulunacaktır.
Kitapta mitolojik katman, psikanalitik katman ve felsefi katman olarak başlıca 3 ayrı katmanda analiz sürdürülebilir.
Kitaptaki gibi (Polonyalı çocuğun saf güzelliğine teslim olan yazar) Dinonizyan güzelliğin Apollonistik niteliksel üstünlüğe galip gelmesi ve onu teslim almasının felsefi temelleri Nietsche'den itibaren alınabilir.
Psikanalitik açıdan incelenebilecek çok şey mevcuttur. Çok detaya inmeden ve kopya vermeden kırmızı rengin kitap içinde kullanımlarına özellikle dikkat edilmelidir diyebiliriz.
Mitolojik kökenlerde Apollon-Dionizos hadisesinden çıkılarak, Kharon'un kayığı, gözlerdeki obollar, Styx nehrinin temsili Venedik kanalları diyerek Mann'ın çaktırmadan aralara sıkıştırdığı bir sürü detaya inilebilir.
Bakhtin'in kitabın sonuna sıkıştırdığı çifte infernolu muhteşem final ve insana dair bir takım "defoları" resmettiği kitabın önceki bölümleri, Bakhtinyan yapıyı kanıtlar niteliktedir.
Kitapta Goetheye sayısız atıfta bulunulmaktadır ki Mann'ın kendisine hayranlığı bilinen bir şey.
Mann'ın Venedik'te Ölüm'de ismini referans verdiği pek çok eserin kendisinin yazıp "yayımlamadığı eserler" olduğunu da belirtmek gerekiyor.
Yoldan çıkartıcı Hermes karakteri olarak vapurdaki ihtiyar adam, (inferno sırasındaki) şarkıcı gibi çok dikkatli çizilmiş ama kolayca gözden kaçabilecek çok tartışılması gereken tipler mevcuttur. Bu karakterlerden şarkıcının özellikle Hidayet'in Kör Baykuş'undaki bet kahkahalı ihtiyarla benzerliğini tartışmaya açmak gerekir.
Okuma gruplarında sabahtan akşama konuşulabilecek ve yine pek çok şey eksik kalacak efsane bir kitaptır. Neyi ne kadar bildiğimize göre alınacak lezzet kademelenecek pek tabii ki...
Saygıyla kalın...