Gönderi

Dikkat Asimov'dan Soğutabilir
3/10
·264 syf.··
2026 1. kitabı
Spoiler uyarısı (Kitabı okumadıysanız bu incelemeyi okumayın) Bilimkurgu camiasında anlamadığım bir şey var. Asimov kendini serileri arasında aşırı tekrar ederken bu adamın her kitabını nasıl sevebilirsiniz? Çelik Mağaralar'ın konusu başlangıçta ilginçti; ama sonrasında Asimov ana konuyu sallayıp gene büyük ölçekli politika oyunlarından, daha doğrusu toplumsal mühendisliklerden bahsetmeye başladı. Halbuki bunu Vakıf'ta zaten okuduk, üstelik bunun yapılma biçimi de Vakıf'la aynı. Ayrıca sonunda katilin Amir çıkması da kötüydü. Çünkü kolaya kaçıldığını hissettim. Asimov oraya kadar oyalandı, oyalandı; asıl konuya doğru düzgün eğilemedi ve cinayet bir anda çözüldü. Ayrıca Asimov'un insanlara yaklaşımını sevmiyorum. Asimov'un eserlerinde, bazen insanlar toplumsal kurallara fizik yasaları kadar kesinlikle uyuyor. İyi de bu çok saçma, kitaptaki gibi radikal bir grup veya bir katil toplumsal normların dışına çıkabilir. Demek istediğim şu: Kitabın dönüp dolaşıp "Kimse Şehir'in dışına çıkamaz, cinayet işlemek için bile" yargısını onaylaması bana mantıksız geldi. Her insan aynı değildir, bazıları genelden farklı davranabilir. Bu Vakıf'ta anlamlıydı çünkü orada her şeyi yöneten İkinci Vakıfçılar vardı, gizlice insan zihnine müdahale ediyorlardı. Hazır bu konu açılmışken, İkinci Vakıf'ın yaptığının daha zayıf halini bu kitapta Dr. Han Fastolfe Elijah Baley'e yapıyor? Aynısını zaten okumuştuk! Hani adam Uzaykent'e gidiyor ve orada teorisini açıp (R. Daneel Olivaw'ın robot taklidi yaptığını ve aslında katil olduğunu) başarısızlığa uğraşıyor ya. Sonra bayılıyor ve adama arada biraz ilaç veriliyor ki Dünya'nın uzaya açılması konusunda daha açık görüşlü olsun. Neden Asimov'un eserlerinde karakterler kendi kendilerine bir dönüşüm geçiremiyorlar da bu dışarıdan bir müdahalenin sonucu oluyor? Evet, Elijah Baley'in o fikre zaten meyilli olduğunun ve ilacın da o yüzden ona verildiğinin farkındayım. Buna İkinci Vakıf'ta yapılanın daha zayıf hali dememin sebebi de bu zaten. Ama bu ortada bir tekrar olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Neden eserin odağı, Uzaycıların odağı bir yerden sonra Dünyalıları gözlemlemek çıkıyor? Bu, eserin dediğim gibi gene bir toplumsal mühendislik hikayesine dönüşmesine neden oluyor. Ayrıca Baley'nin bir anda katilin kim olduğuyla ilgili fikir geliştirip bunu açması da çok saçma. Bir polis olaylara bu şekilde mi yaklaşır? Bir de şu var: Burada Asimov resmen, kasten kendi kalıplarından birini kırıyor. Hani Vakıf'ta birilerinin "O iş aslında şöyle değil, böyle" demesi ve olayların bu şekilde çözülmesi çok olan bir şeydi ya. Burada Baley aynı şeyi yapıyor ama Vakıf'takilerin aksine onun yeterli bilgisi olmadığı için yanılıyor ve Asimov da numarayı burada kırmış oluyor. İyi de bu bir dizide olabilecek bir şey. Bir dizi kendi kalıplarını yaratır, sonra bunu bazen bir bölümde bozar. Ama senin eserlerin bir dizi değil, Asimov; farklı temalarda eserler yazıyorsun. Bir önceki eserde uyguladığın numaraları yıkmak gibi bir şey yapamazsın. Farklı eserlerin temaları farklıysa neden sadece arka plan değişiyor da hikaye değişmiyor? Demek istediğimi anlıyor musunuz, bir yazarın farklı bir serisini okurken o seri gerçekten yeni bir seri gibi hissettirmeli. Başka bir meseleyse Asimov'un gerçeklik inşası konusunda iyi olmaması. Gerçek şu ki, Asimov'un gerçeklik inşa etme biçimini zaten hiçbir zaman sevmedim; ama bir de gerçeklik kurma biçiminin hep aynı olması sorunu var. Ne var bunda, aynı adamın elinden çıkmış eserler tabii ki öyle olacak, diyebilirsiniz ama farklı gerçeklikler farklı mantıklar gerektirir. Neden bu kitaptaki politik birimler, tarih, politik meseleler vs. Vakıf'takiyle aynı mantıkta yazılmış? Ayrıca Vakıf serisinde bilimsel olarak hala ileri durumda olan Vakıf ile onun dışında kalan Samanyolu'nun geri kalanı vardı ya. Burada da geri kalmış bir Dünya ile ileri Dış Gezegenler var. Ayrıca Vakıf'taki Trantorluların özellikleriyle bu kitaptaki Dünyalıların özellikleri birbirine çok benziyor. Vakıf'ta Trantorlular kapalı bir alanda yaşıyor ve dışarıya çıkmayı sevmiyor, Çelik Mağaralar'da da Dünyalılar dışarıya kapalı Şehirlerde yaşıyor. Vakıf'la bu eser hakkında daha bir milyon tane benzerlik var. Asimov her eserinde bunu yapıyor. Bu adam, bunu biraz abartılı bulabilirsiniz ama ciddiyim, Bilimkurgu Üstadı unvanını hak etmiyor. Ne ortaya attığı konseptler o kadar değişik, ne de yazarlığı. Bunu hak edecek kadar çok değişik ve yazarlıkta döktürdüğü eser yok. Üç Robot Kanunu akıllıca ama onların da eserlerde işleniş biçimi aptalca. Birinci Kanun yüzünden robotlar insana kendi istediği ama ona duygusal olarak zarar verecek bir bilgiyi bile veremiyor. Çok şükür ki yapay zekalar böyle çalışmıyor. Bir gizem yaratmak için Asimov Üç Robot Kanunu'nu aptalca biçimde kullanmış, çünkü muhtemelen bir insanın bir robottan herhangi bir açıdan üstün olamayacağına inanıyor. Buna katılıyorum, ama bu durumda da insanların robotlarla ilgili hikayelere dahil olabildiği tek yol robotların arıza yapması oluyor. Eğer insanın bilebileceği ve robotların yapamayacağı bir şey olmazsa hikayeler sıkıcı oluyor. Keza bu kitapta da cinayet soruşturmasını Baley'nin önce çözmemesi ve R. Daneel Olivaw'ın aradan çıkması da bu yüzden. Asimov büyük ihtimalle bir insanın bir robotla bu konuda yarışamayacağını düşünüyor. Ama kendini zorlayabilirdi. Ve şunu biliyorum: BK yazarları kendini zorladığı zaman ufak ama güzel yenilikler yapabiliyor.
Edebiyat
Çelik MağaralarIsaac Asimov · İthaki Yayınları · 20211,378 okunma
·
35 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.