Kitap, sıradan bir hikâye kitabı gibi başlıyor ama aslında insanın içine yavaş yavaş işleyen çok derin bir duygusal yolculuk sunuyor. Şermin Yaşar , gündelik hayatın içindeki küçük ama unutulmuş duyguları öyle sade bir dille anlatıyor ki, her hikâye tanıdık geliyor.
Kitaptaki öykülerde en çok dikkatimi çeken şey “göçüp gitme” kavramının sadece ölüm değil; aynı zamanda kaybolan insanlar, biten ilişkiler ve geride kalan duygular olarak işlenmesi oldu. Her hikâyede bir eksiklik hissi var ama bu eksiklik okuru boğmuyor, daha çok düşündürüyor.
Dili çok yalın ama etkisi güçlü. Bazı hikâyeler bitince kısa bir süre durup düşünme ihtiyacı hissediyorsun. Özellikle günlük hayatın içinde fark etmediğimiz duyguları görünür hale getirmesi kitabı özel yapıyor.
Genel olarak, hem sakin hem de duygusal bir okuma deneyimi sunan, insanın içine dokunan bir kitap.