Gönderi

“SOYGUN”
9/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 00:00
İskender Pala’nın son kitabı Soygun tarihle polisiye ve aksiyon türünü ustaca harmanlayan hareketli bir eser. Hikâye oldukça kısa ve dili akıcı olduğu için çabuk bitirilebilir. Kitapta güzel özlü sözler de yazılı. Hikâye 1826 sonbaharının puslu ve sert günlerinde, ‘Vaka-i Hayriye’ denilen Yeniçeri Ocağının Kaldırılmasının hemen ardından başlar, Sultan II. Mahmut dönemi. İstanbul o dönemlerde karışık ve entrikalarla doludur. Devlet yeni bir düzene geçmeye çalışırken saray içi güç mücadeleleri, halk arasındaki huzursuzluk ve eski düzenin kalıntıları güçlü bir şekilde hissedilmektedir. Kitap, birbirinden çok farklı 3 adamın etrafında şekilleniyor. Zindanda yatan bir müderris (medresede ders veren alim), arastada çalışan bir mücellit (kitap ciltçisi) ve Kapalıçarşı’da usta bir elmastıraş. Sonradan ekibe dahil olan Cündi Beşe ve Aşık Zahid de gruba katılır. Bu beşli sarayın en değerli ve efsanevi (Kaşıkçı) Elmasını çalmak üzere zorlu bir plana dahil edilir. Planı hazırlayan ve emri karşı konulmaz olan kişi, sarayın içinden tilki gibi kurnaz bir yüksek makam sahibidir. Ekip, ona itaat etmek ile etmemek arasında sıkışıp kalır. Emre uymazlarsa başlarına gelecek dert büyük; soygunu başarıp yakalanırlarsa ise çok daha büyük bir felaket onları beklemektedir. Hikâyeye gözü kara bir kadın karakter de dahil olur ve olayları karmaşık hale getirir. Kitaptan en sevdiğim ve yazarı takdir ettiğim bölümlerden biri de, Mora İsyanında Türklere yapılan soykırımın ele alınması. Oradaki nefret öyle büyüktür ki, Türkleri mezarlarından çıkarıp kemiklerini yakacak kadar gözü dönmüşlüklerini okuruz, bu gerçeklerden çok etkilendim. Kısacası, tehlikeli bir soygun planı üzerinden 19. yüzyıl başlarında Osmanlı İstanbulu’nun karanlık ve entrikalı bir kesitine tanık oluyoruz. Tarihi ve polisiyeyi harmanlanmış bir şekilde okumayı sevenlere gönülden tavsiye ediyorum. Her büyük planın bir açığı, Her büyük hırsın bir bedeli vardır. Soygun, Sadakat, ihanet ve büyük bedellerin hikâyesi…
Roman-Polisiye-Tarih-Edebiyat
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,203 okunma
··
2 +1'leme
·
11,9bin Gösterim
34 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Aa ne güzel tesadüf, ben de yeni bitirdim. Kaleminize yüreğinize sağlık. 😊👏 #303262018
Funda Usta
Gönderi Sahibi
Sizde görünce kitabı almıştım zaten hocam😊 İskender Pala’nın her kitabını hemen hemen okumuşumdur. Aslında kitap güzel, biraz daha detaylı olmasını isterdim. Normalde yazar kişileri de uzun uzun anlatırdı. Burada çok fazla soygun ve olay odaklı kalmış. Ama yine güzel bir İskender Pala klasiğiydi.✨📖👌🏻
Funda Usta
Gönderi Sahibi
“Bir gülümsemeyle ruhumu çalmıştı, bir şiirle ben de onun gönlünü. İkimiz de hırsız sayılırdık.” (Alıntı, s.34)
Funda Usta
Gönderi Sahibi
“İstediği kitabı satın alabilir, satın aldığı hiçbir kitabı da satmayabilirdi.” (Alıntı, s. 94)
incelemede Vaka-ı Hayriye'yi görüpte Cevri Kalfa'yı anmazsak kalbimiz kurur. Kaleminize ve Yüreğinize sağlık 🙏. Rahmetle, Buyrun efendim Cevri Kalfa : #300198564 instagram.com/reel/DUlPpnoDGY...
Funda Usta
Gönderi Sahibi
Ne güzel bir tesadüf☺️ Teşekkür ederim.
Yunanlılar, özellikle Rusların kışkırtmasıyla hem bize soykırım yapmışlar hem de başka topluluklar da ölmüş. Don Juan'ın yazarı Lord Byron da desteklemeye gitmiş. Milliyetçilik akımının ve güç savaşlarının etkisiyle birçok insanın ölümü. Tarih öğretmenimiz anlatırdı...
Funda Usta
Gönderi Sahibi
Bu dönem ‘tek tarafın masum, diğerinin tamamen suçlu olduğu’ bir hikâye değilmiş elbette. Milliyetçilik, dış müdahaleler ve imparatorlukların çözülme süreci, sivillerin de hedef olduğu çok sert çatışmalara yol açmış. Lord Byron konusuna gelirsek, kendisi romantik bir şair olmasının yanısıra Yunan Bağımsızlık Hareketine aktif destek verenlerdenmiş. Avrupa’da ‘Filhelenizm’ (Yunan hayranlığı) diye bir akım vardı ve Byron da bunun en sembolik isimlerinden biri olmuş, diye okumuştum ben de. Yorumunla katkı sağladığın için teşekkür ederim🌸🙏🏼ğ
Reklam
Kaşıkçı Elması Gastronomik açıdan: Osmanlı’da kaşık: Günlük hayatın en basit aracı, mutfakta emeği ve geçimi temsil ederken Elmas, Sarayın ihtişamını temsil eder, Bu iki uç kavramın yan yana gelmesi de güçlü bir zıtlıkla muhteşem bir isim ortaya cikarmamismidir?
Funda Usta
Gönderi Sahibi
🥄💎Çok yaratıcı.😅