·147 syf.····Okunma: 02 Mayıs 2026 09:00 Çok tatlı bir Anadolu romanıydı. Eşeğiyle köy köy gezip kitap götüren kütüphane görevlisi Mustafa Güzelgöz'ün hikayesini anlatıyor.
Bilginin sadece şehirlerdeki elitlere değil köylü halka da ulaşması gerektiği savunuluyor. Mustafa Güzelgöz Ürgüp'te bir halk kahramanı olarak görülüyor gerçekten de bu ünvanının hakkını veriyor. Çoğu zaman kendi emekleriyle bulduğu kitapları eşeğine yükleyip köylere götürüyor ve insanların ancak okumayla gelişebileceğini söylüyor. Aynı zamanda köydeki kadınların da okuması için elinden geleni yapıyor. Bu biraz zor oluyor çünkü kadınlar çocuklara bakıyor evin işiyle ilgileniyor eşekli kütüphaneye gelecek vakit bulamıyor aynı zamanda kadının ulu orta gezmesi de hoş karşılanmıyor. Mustafa Güzelgöz kütüphanenin etrafında çocukların vakit geçireceği alan ve kadınlar için dikiş alanı yapıyor ve sadece kadınların gelebileceği bir gün ayarlıyor. Aynı zamanda köylüye daha çok para kazanmalarını sağlayacak bir kooperatif fikri veriyor. Üzümü direk satmayın onu şarap yapın daha çok kar edersiniz diyor. Tabiki bu bazı kesimi çok rahatsız ediyor hem dini açıdan hem de kendi bu kooperatiften kâr ediyor diye söylenti çıkıyor ve istifa etmeye kadar gidiyor durum. Bu durum şaşırtmaz tabiki bizi çünkü ne zaman güzel işler yapan biri olsa o hemen vakit kaybetmeden cezalandırılır bizim memlekette.
Yazarı ilk defa okudum, dili çok samimiydi. Toplumcu bakış açısıyla yazdığı bu kitapta yaptığı sert eleştirileri çok cesur buldum ve takdir ettim.