Bu durum insanlık için bir "badire" değil; kendi eliyle ortaya çıkardığı, gayet memnun yaşadığı veya 'sosyal uyumlanma' ihtiyacıyla kapılıp gittiği bir süreç. Orwell'ın Big Brother'ı iktidarın aktif rolü oynadığı, kitlelerin maruz kaldığı bir tahakküm biçimi idi; bu defa öyle değil, kitleler maruz kalan değil, bile isteye dahil olan pozisyonunda. Sosyal medya içeriklerini üreten bizzat kitlenin kendisi. Popüler sosyal medya platformlarını kullanmayanı "anormal" gören bir insanlıktan söz ediyoruz. Günün anlam ve önemini "story" yapmayan, eş dostla sosyal medyadan bağ kurmayan kaç kişi kaldı şunun şurasında. "Makbul komşu", "makbul esnaf veya çalışan", "makbul akraba", "makbul eş", "makbul arkadaş" , vs vs .. olmanın yolu o popüler uygulamalardan geçiyor. Bu akıntıda sürüklenmeyen üç beş kişi mi? Eh, biz de "tuhaflar" olarak damgayı yeriz o kadar.
Bu süreci atlatmak gibi bir derdimiz filan yok, atlatmayacağız da. Her şeyi tüketerek devam ediyoruz ve edeceğiz; tüketim nesnesi kıldığımız her şeyin ve kendimizin sonunu getirene kadar.