Gönderi

6/10
·586 syf.··
2026 38. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 13:34
Masumiyet Müzesi, sayfalar ilerledikçe "Olaylar ne zaman gelişecek?" sorusuyla beni bekleten, ancak bu bekleyişin sonunda sönük bir veda sunan bir deneyim oldu. Genelde okuduğum kitaplarda mekanın ruhu olayla bütünleşir, fakat burada bahsi geçen kişiler ve tekrarlayan mekanlar bir noktadan sonra bunaltıcı bir yorgunluğa dönüştü. Kitabın en büyük eksikliği bence duygu dengesiydi. Ne Kemal’in o saplantılı, adeta "ruhani bir sapkınlık" derecesindeki takıntısını tam anlamıyla sahiplenebildim ne de Füsun’un acısını iliklerimde hissedebildim. Kemal’in anlatısı, bir aşk hikayesinden ziyade "Ben bu müzeyi nasıl kurdum?" sorusuna yanıt arayan soğuk bir envanter dökümü gibiydi. Oysa anlatı Füsun’un dünyasına, onun sessiz çığlıklarına ve içsel dönüşümlerine odaklansaydı, kitap beni içine çok daha kolay çekebilirdi. Olay örgüsündeki kopukluklar, karakterle bağ kurmamı zorlaştırdı. Füsun’un ani uzaklaşmaları, evlilik kararı ve o çok arzuladığı artistlik isteği, bende net bir karşılık bulamadı; bu arzuların hissiyatı hep yarım kaldı. Duyguların okuyucuya( yani bana) geçmediği bir noktada, olayların içinde kendimi hissetmem de imkansızlaştı. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim tek şey, bir hafta boyunca her sabah aynı çayı içmek gibi sıradan ve tatsız bir rutindi. Her gün tekrarlanan aynı meşgaleler, anlatıyı bir yerden sonra akıcı bir roman olmaktan çıkarıp durağan bir hayat döngüsüne hapsetmiş. Hiçbir kitabı yarıda bırakmama prensibimle son sayfaya kadar gelmiş olsam da, Masumiyet Müzesi benim için ne yazık ki takıntılı bir adamın eşyalar arasına sıkışmış, duygusu eksik hikayesinden öteye geçemedi.
Edebiyat
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma
·
15 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.