#hediye #thegift #sebastianfitzek
Milan’ın fotoğrafik bir hafızası vardır ve gördüğü hiçbir şeyi unutmaz; ancak okuma yazma bilmemektedir. Bir gün trafikteyken yanındaki arabada oturan küçük bir kızın, camdan dışarıya “yardım edin” yazılı bir not tuttuğunu fark eder… Fakat okuyamadığı için ne yazdığını anlayamaz. Bu an, onu geçmişiyle ve karanlık bir kayıp vakasıyla bağlantılı tehlikeli bir yolculuğun içine sürükler. Milan, hem bu gizemi çözmeye hem de kendi zihninin sınırlarıyla yüzleşmeye çalışırken, gerçek ile yanılsama arasındaki çizgi giderek bulanıklaşır.
Bu kitapla ilgili ne hissettiğimi anlatmak gerçekten zor; çünkü okurken elimden bırakamadım ama bitirdiğimde içimde garip bir eksiklik hissi kaldı. Konu zaten tek başına insanı içine çekmeye yetiyor. Okuma yazma bilmeyen bir adamın, bir çocuğun yardım çığlığını görüp de anlayamaması... İşte tam bu noktada Fitzek o huzursuzluğu okuyucuya çok iyi hissettiriyor. İlk sayfalardan itibaren sürekli bir şey olacakmış hissi ve diken üstünde olma hali hakim.
Ancak bana göre bu kitapta her şey fazlaydı.
Fazla olay, fazla sır, fazla ters köşe…
Bir noktadan sonra şok olmayı bırakıp "Bakalım şimdi ne çıkacak?" moduna giriyorsunuz ve bu da hikayenin etkisini azaltıyor (Özellikle finalde bunu çok hissettim).
Milan karakterine gelecek olursak... Ona pek ısınamadım ve bazı kararlarını asla içime sindiremedim. Kim tanımadığı biri için bu kadarını yapar ki? Bazı noktalar mantık dışıydı. Bir yerden sonra Milan, yaşayan bir karakterden ziyade hikayeyi ilerletmek için zorlanan biri gibi hissettirdi; bu da beni zaman zaman olaylardan kopardı. Başka bir nokta daha var ama söylersem doğrudan sürpriz bozan olacağı için susuyorum...
Final kısmı ise tam bir Fitzek imzası taşımasına rağmen içime tam olarak sinmedi.
O son ters köşeler beni etkilemek yerine biraz zorlanmış ve yorulmuş hissettirdi. Yine de son sayfaya kadar merak ettirdi mi? Yani, ancak son sayfalarda olayların o değil de buymuş diyerek sürekli değişmesinden oyalanmaktan pek hoşlanmadım.
Kitabın sağlam bir zemine oturmadığını ve bu yüzden hikayenin kontrolünü biraz kaybettiğini düşünüyorum.
Okuduğuma pişman mıyım? Asla! (Sonuçta Fitzek bu!)
Ama bayıldığımı da söyleyemem.
Eğer Fitzek kalemini özlediyseniz okuyun.
Ama beklentinizi çok yükseltmeden...