Öncelikle Lev Tolstoy bu kitap için, Fyodor Dostoyevski'nin yazdığı en iyi, en faydalı kitap budur," demiştir.
Neyse incelemeye geçelim:
Kitabın adını alan Ölüler evi deyince bir cenaze ya da yas yeri aklınıza gelmesin. Ya da buz gibi bir morg falan da değil.. Fyodor Dostoyevski yıllarını erittiği hapishaneleri ‘ölüler evi’ diye adlandırıyor ki haksız da sayılmaz. Yaşamak için sadece nefes alıp vermek yetmez nihayetinde (biyolojik yaşam harici)
Ölüler Evinden Anılar Sibirya’nın mabad donduran soğuğunda, ağır hayat şartları ve zincirler altında, cezaevinde yaşamaya çalışan insanların onur, vahşet, acılarla dolu hikâyesidir. İnsanın her türlü koşula alışabilen bir varlık olduğunu kanıtlayan gözlemler barındıran bir eserdir. Ki zaten Fyodor Dostoyevski de eski bir mahkum olduğu için hapishane yaşamını ve orda ki hayatı kendi yaşadığı hayatın filtresinden süzüp nakşetmiştir. Kitap her zaman ki bir Fyodor Dostoyevski klasiği olan psikolojik analizlerin ve dini/felsefi sorgulamaların temelidir. Her zamanki gibi kitabına bir sürü karakteri doldurmuş. Aslında bir bakıma haksız değil sonuçta cezaevinde olan insanları yazıyor. Ve bu kişilerin psikolojik analizini yaptığını varsayarsak; o kadar insan doldurması normal. Fakat bu durum bazı zamanlar okumayı güçleştirdi, benim perspektifim de öyleydi.
Ben okurken çok keyif aldığımı söyleyemem. Keza bir insan Fyodor Dostoyevski okurken nasıl keyif alabilir ki ?
Ölüler Evinden AnılarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518,6bin okunma