·280 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Nisan 2026 15:25 Ben kitabın dilini ve üslubunu sevdim.Okuması kolay, dili akıcı ama anlattığı konular önemli ve düşündürücü. Romanın sabit bir alatıcı sesi yok. Yazar romanda farklı kişiler arasında gidip geliyor. Bu da olayları, arka planda verilmek istenenleri anlamamızı daha kolaylaştırmış. Vaat’de apartheid rejimini ve sonrasını Güney Afrika’da neler neler olduğunu bir aile özelinden anlamaya çalışıyoruz. Bir aile hikayesi gibi görünsede Güney Afrikanın geçmişine tutulan bir ayna roman. Apartheid yalnızca ırkçılık değil devlet yapısı. Siyah çoğunluk oy, eğitim, mülk, temsil vb. her şeyden dışlanmış.1994’de rejim bitti. Yasalar değişti. Ama düzen değişmedi.Güney Afrika özgürleşti. İki Güney Afrika var. Biri şehirli, eğimli, ekonomik olarak güçlü diğeri işsiz, kötü eğitimli, fakir bölgelerde yaşayan geniş kitleler. Romana bu bağlamda bakarsak dört cenaze yalnızca Swart ailesinin fertlerinin cenazeleri değil aynı zamanda Salome’ye verilen sözün de defalarca tekrar tekrar gömülüp dirilmesi. Her cenaze yeni bir erteleme. Salome’de kitapta yeterince sesi çıkmıyor. Yıllarca yanlarında çalışıyor ama onu gerçekten hiç görmüyorlar. Son derece ilgisizler. Bence yazar Salome’nin duygularını sınırlı vermesi ülkedeki temsil sorununa bir gönderme. Ezilenin sesi olmak yeni bir takükküm üretir mi diye düşünmüş olabilir. Asıl problem onun konuşmaması değil onların duymaması. Amor burada gerçekten çözüm de olmadı. Bir istisna oldu.Düzen değişmedi. Adalet nedir bilinmez değil. Aksine herkes tarafından anlamı bilinir. Ama bir çıkarla çatıştığında ertelenir. İnsanlık tarihide bence bir anlamda bu ertelemelerden oluşuyor.