·528 syf.··Beğendi
···Okunma: 05 Mayıs 2026 09:40 İskender Pala’nın kaleminden çıkan Abum Rabum, benim için sadece bir kitap değil, adeta Mezopotamya’nın o bereketli ve tarih kokan topraklarında yapılmış mistik bir yolculuktu. Yazarla tanışma kitabım olan bu eser, kurgusuyla beni öyle bir içine çekti ki, karakterlerle beraber her adımda nefesimi tuttum. Kitağ bana bambaşka bir dünyanın kapılarını açtı adeta.
Daha önce Nemrut Dağı’na çıkmış, Urfa’nın o eşsiz atmosferini solumuş ve Balıklıgöl’ü ziyaret etmiş biri olarak, kitabın sayfalarında dolaşırken gördüğüm yerleri yeniden yaşamak paha biçilemezdi. Hatta karakterlerin konakladığı El Ruha Oteli’nde tesadüfen daha önce konaklamış olmam, sahneleri zihnimde canlandırmayı inanılmaz kolaylaştırdı. Keşke bu toprakları gezmeden önce bu kitabı okusaydım diye düşünmeden edemedim; çünkü Anadolu ve Mezopotamya her taşıyla, her zerresiyle tarih kokan bambaşka bir dünya.
Kitapta sadece bildiğim yerler yoktu; Petra’ya ve Mısır’a gitmemiş olmama rağmen, İskender Pala’nın derin tasvirleri sayesinde onlarla beraber oraları da karış karış gezmiş kadar oldum. Üç kutsal dinin ortak noktası olan Hazreti İbrahim’in ayak izlerini takip etmek, onun "iyiliği emreden" yolunda yürümek çok etkileyiciydi. Bu ortak noktanın merkezinde dönen olaylar, Sümerler hakkındaki bilgiler ve işin içine giren Mossad, MİT, ajanlar ve gizli örgütler, kitabı tam bir macera ve gerilim fırtınasına dönüştürmüş. Her cümlede ne olacağını daha fazla merak ediyor insan.
Gizli servislerin peşinde koştuğu o kadim bilgilerin gizemi, merak ve hayranlık duygusunu son sayfaya kadar diri tutuyor. Abum Rabum, hem tarihsel derinliğiyle bilgilendiren hem de mistik dokusuyla büyüleyen, nefes kesen bir eser. Mezopotamya’nın zenginliğini ve paha biçilemez topraklarımızı bir de bu kurguyla okumak gerçekten müthiş bir deneyimdi. Kitabı okurken nefesinizi tutmaya hazır olun. Eşsiz bir roman sizlerle..