Yağmur yağıyor..
Ama bu, sıradan bir yağmur değil. Sanki gökyüzü değil de insanın içi boşalıyor. Her damla, bastırılmış bir düşünce gibi düşüyor yeryüzüne. Sessiz, ama ağır.
Dexter o an sadece dışarıyı izlemiyor… kendine bakıyor. Çünkü bazı anlar vardır, insan kaçamaz. Ne kalabalık saklar seni, ne de alışkanlıkların. Geriye sadece kendi iç sesin kalır.
Ve o ses, sandığından daha dürüsttür.
Yağmurun altında dururken, içindeki karanlıkla baş başasın. Onu susturmaya çalışmazsın artık. Çünkü anlarsın; bastırdıkça büyüyor. Görmezden geldikçe derinleşiyor.
İnsan bazen temizlenmek ister. Geçmişinden, hatalarından, kendinden. Ama bazı şeyler suyla gitmez. Bazı karanlıklar, senin bir parçandır.
Ve belki de mesele onları yok etmek değildir.
Mesele, onlarla yaşamayı öğrenmektir.
Yağmur diner.
Ama içindeki sessizlik… kalır.