Burhan Sönmez‘den okuduğum ilk kitap İstanbul İstanbul. Kitapta dört karakterimiz var. Öğrenci demirtay, doktor, küheylan dayı, ve berber kamo. Bu dört isim İstanbul’da yerin üç kat altında bir yerde hapis tutuluyorlar. Burada işledikleri suçları itiraf etmeleri için işkenceler görüyorlar. Ve biz burada bu dört karakterin aynı hücrede geçirdiği 10 günü okuyoruz. Karakterlerin neden burada olduklarını, nasıl yakalandıklarını, yaşadıklarını, gelecekte yaşamak istediklerini yani hayallerini okuyoruz. Kitapta herhangi bir dönem verilmiyor kitaptan sadece yerin üstü ve yerin altı şeklinde bir ayrım var. İşkenceleri okumak kötü ama oradan döndükten sonra hissettiklerini okumak daha da kötü. Karakterlerin sanki dışarıdaymış gibi hayal kurarak hücrede yaşamaları, buna inanmaları hatta bizi de inandırmalı efsanevi bir duygu. Gerçek mi yalan mı ya da hangisi gerçek hangisi yalan ayırt edemediğin bir kitap oldu. Sanki sonunda her şey açığa çıkacakmış gibi bir his vardı ama sonunda da hangisinin gerçek hangisinin yalan olduğunu ayırt edemedim. Kitapta karakterlerin birbirine anlattığı hikayeler çok güzeldi. Kitapta her şeyin bir karşılığı vardı yer altı anlatılırken yer üstünün anlatılması mutsuzluk anlatılırken sonra bir anda mutluluğun anlatılması gibi. Kitapla ilgili bazı yorumları okudum toplumsal alanda da çok fazla eleştiri niteliği taşıdığı söyleniyor doğrudur zaten kitabın ilk başlarında devrimciliğe de değiyor. Sanki bir masal okuyormuş gibi hissetmiştim bu romanı okurken. Sanki bir hücrede değillermiş de çok keyifli bir yerde sohbet ediyorlarmış gibi göründü bazı sahneler gözüme. Bu da sanırım burhan Sönmez’in kaleminin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Okurken etkilendiğim çok bölüm oldu. Sevdim.