·400 syf.····Okunma: 04 Mayıs 2026 21:51 Orhan Kemal’den okuduğum ilk eser olmakla beraber beni yazarın diline de aşık etmiş bir kitaptır kendisi.
…
Romanın içeriğine geçmeden evvel dil kullanımı ve üslubuna değinecek olursam oldukça akıcı, kolay okunan ve anlaşılan, duru bir dili olduğunu söyleyebilirim. Cümleler ve sayfalar su gibi akıp gidiyor.
…
Gelelim muhtevasını -ki delirmek için birebirdi- anlatmaya. Kitapta çok sayıda karakter olsa da ana karakterlerimiz Gelin Nazan, Koca Mazhar, Kaynana Hacer ve Torun Haldun’dur. Birçok incelemede de görülüp anlaşılacağı üzere okurken insanı bir sinir krizinden diğerine atlatan bir konusu var. Kitabın histerik ve sorunlu karakteri Hacer -kötü kaynana-, gelini Nazan’a yapmadığını bırakmıyor. Oğluna olan bağlılığı ya da daha doğru tabirle bağımlılığı öyle bir evreye ulaşmış ki evladı değil de kocası gibi bir role büründürmüş kafasında Mazhar’ı. Tabii bu durum da geliniyle çatışmasına, oğlunu kıskanmasına, evliliklerini bozmak için binbir türlü yola başvurmasına neden oluyor. Nazan ise ağzı var dili yok denilecek türden, eşine ve kaynanasına itaat eden domestik bir kadın. Mazhar her ne kadar eşini, annesine karşı savunsa da bazı noktalarda aradaki dengeyi tutturamayıp dolduruşa gelebiliyor. Bunda Nazan’ın kadınsılıktan nasibini alamamış olmasının da büyük etkisi var.
…
Kitabı okudukça ilahi adalet yerini bulacak mı diye merak ediyorsunuz. Sanki o konağın içindesiniz ve Hacer Hanım’ı tartaklamak isterken Nazan’a “yeter be kızım iki laf et artık” diyecekmişsiniz gibi bir his veriyor roman. :) Öyle içindesiniz yani olayların. Konağın duvarlarısınız sanki, her şeyi görüyor duyuyor biliyorsunuz.
…
Az önce bahsettiğim ilahi adalet yerini buluyor mu, bulmuyor mu? Bu hususta bir ipucu vermek istemem. Sadece okumanızı tavsiye ederim. Lütfen okuyun.
On yılların, yüzyılların kadim gelin-kaynana kavgasını bir de Orhan Kemal’den dinleyin. Tabii sakin kalabilirseniz. :)