Bu gece Hızır geçti içimden, Ley’Lâ…
Bir gül dalına dua değil,
kalbimde sakladığım adını astım…
Ay, denizin üstünde
ince bir sükût gibi duruyordu;
ben ise çoban ateşinin başında,
eski bir yörük duası gibi
adını anıyorum Ley’Lâ…
“Hıdırellez gecesi edilen dilek kabul olur…”
Ben nasıl bir dilek dileyebilirdim ki;
kaderime yazılmış seni
yeniden isteyemezdim, Ley’Lâ…
Ben seni istemedim, Ley’Lâ;
sana şükrettim;
“İyi ki varsın,” dedim…
Sonra rüzgâr geçti
dağların arasından;
çöl kokulu bir sabaha,
kır çiçekleriyle kokunu getirdi Ley’Lâ…
Bir an sandım ki
Hızır dokundu omzuma…
Çünkü içimde, uzun zamandır
ilk kez bu kadar bahar yeşerdi…
Benim dileğim;
şan değil,
şöhret değil,
servet değil,
mal mülk hiç değil…
Uzun yollar mı?
O da değil…
Ben sadece,
bir gün aynı gökyüzünün altında
aynı sessizliğe
birlikte bakabilmeyi istedim Ley’Lâ…
Sen ayı gökyüzünü seyret Ley’Lâ,
Ben ayı, yakamozu denizinde
seyre daldım ahû gözlerinde…
Bir gün aynı yerde mutlaka
aynı duada buluşuruz…
ezelde edilen bir “âmin”
ebede kadar birbirini bulur Ley’Lâ…
Bu yüzden bu gece,
gül dallarında dilekler değil,
sen varsın Ley’Lâ…
Bu Hıdırellez gecesinde,
adını yüreğimde kor ederek
kalbimi çoban ateşine verdim…
Ve şimdi,
bir yörük çadırının önünde
seni bekliyorum Ley’Lâ…
…🖋️ biR’ münZ’evî üstâd
biR’ münZ’evî üstâd…
Üstadım bu Hızır da artık makul isteklerde bulunmamız gerektiğini senelerdir anlatıyor veremedikleri ile:) geçen sene bende Volvo istedim , senin hesap :)) 🌹