10/10
·215 syf.··
Beğendi
·
2026 116. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 00:00
"TAM DA YARA YERİNDEN GÜLÜMSERSİN HAYATA" “Çocukluğun dokunduğu zamanlardan başlayıp, farklı hayatlara kapı aralayan yazarın incelikle işlediği öykülerinde; bazen bir çocuk sesi dalga sesine, bazen bir gülüş derin bir iç çekişe eşlik ediyor. Çiçek kokuları yalın korkulara, rüzgârın fısıltısı günün ilk ışıklarına karışıyor. Bir ikindi serinliğinde uzak anlardan, anılardan gelir gibi kendi renginde kelimelerle soluklanıyor her bir öykü kahramanı. Gitmekle kalmak arasında suskun yolculuklara çıkıyor okur. Yalnızlığı yerinden oynatan düşler kuruyor.” İnişli çıkışlı yaşam yolculuğumuzda her birimizin yalnızlığımızla, kavgalarımızla, isyanlarımızlar baş etme yöntemi farklıdır. Kimimiz hayaller kurarak belki bir cam kenarında umuda sarılırız, kimimiz o hayali bir tuvalin karşısına oturur resmederiz, kimimiz nefesimiz kesilinceye kadar bağırır, haykırırız duyulmayacağını bildiğimiz halde. Sokak sokak dolaşır bir fotoğraf karesine sığdırırız çoğu zaman. Bazen de yalnızca bir kalem bir kağıt yeter. Kelimelerin ardındaki o gizem, cümlelerdeki efsun dökülünce içimizden geldiği gibi kağıda bambaşka bir dünyada hissederiz kendimizi. Yazma eyleminin o efsanevi gücü alır götürür bizi uzaklara... Öyküler bizi farklı zaman mekan ve kişilere götüren her türlü duyguyu içinde barındıran düşündüren sorgulatan yaşatan bir zaman makinesi gibi. Yirmi iki öyküden oluşan kitabında yazarımız, yirmi iki farklı kapı, yirmi bir farklı pencere açıyor bize. Bir kitap adının hakkını verebilir mi? Tam da Yara Yerinden Gülümsersin Hayata adını duyduğumuzda, içimizde bir şeylerin kıpırdadığını hissetmiyor musunuz? Bu isim, hayatla sessizce yapılmış bir barış anlaşması gibi. Acının tam ortasında, en kırılgan noktadan, hayata gülümsemeyi seçmek… Yazarın bu öyküleri bir araya getirirkenki ana teması, kitabın adıyla bütünlük gösteriyor: Hayata tutunma çabası. Tanıtım metninde de ifade edildiği gibi, "her kapı da farklı bir hikâye... Hayata öykülerle tutunma çabası". Bu yirmi iki öykü boyunca karşımıza çıkan karakterler, sıradan insanlar. Ancak yazarın onların yaşadıkları kayıplara, hayal kırıklıklarına, aile içi çatışmalara yaklaşımı, bu sıradanlığı olağanüstü kılıyor. Okur olarak bizler, bir öyküde terk edilmiş bir kadının sessiz çığlığına, diğerinde ezilmiş bir çocuğun büyüme mücadelesine, bir başkasında ise geçmişin gölgesinden kurtulmaya çalışan bir yetişkine tanıklık ediyoruz. Kitapta her öykü ayrı bir iz bırakıyor ancak bazıları var ki, sayfalar kapandıktan sonra bile zihnimizde yankılanmaya devam ediyor. "Kapana Kısılmak:" Çaresizliğin ve Direncin Portresi Üvey babayla yaşamak zorunda kalan genç bir kızın öz koruma içgüdüsünü anlatıyor. Anne o kadar ezilmiştir ki hayatın yükü altında, çoğu şeyin farkında bile değildir. Öykü, "kurban" olmanın değil, "hayatta kalma"nın sınırlarını sorgulatıyor. Genç kızın çaresizliğini ve aynı orandaki gücünü derinden hissediyoruz. "Yalancı Şahit:" Sınıf Farkının Acı Hesabı Başarılı ama fakir bir çocuğun, zengin bir ailenin çocuğuyla yan yana bile getirilmediği ama kaderin bu adaletsizliğe nasıl cevap verdiğini gözler önüne seriyor. Öykü boyunca "hak etmek" ve "sahip olmak" kavramları üzerine düşünüyoruz. Özellikle öykünün ilerleyen bölümlerinde hayatın hesap sorma biçimi, insanın içine işleyen cinsten. "Mühür:" Geçmişin Sessiz Tanığı Bir bebeğin anne karnında yaşadıkları nasıl olur da yıllar sonra bir "mühür" olarak ortaya çıkar? Bu öykü, travmanın bedende bıraktığı izlere dair neredeyse bilimsel bir hassasiyetle yazılmış ama tamamen duygusal bir merkezi var. Okurken "Ya benim de farkında olmadığım mühürlerim varsa?" diye düşünmeden edemiyoruz. Yazarın üslubu, bizi yormuyor ama aynı zamanda yüzeyde de bırakmıyor. Cümleler o kadar içten ki, bir arkadaşımızın bize bir anısını anlatıyormuş gibi hissediyoruz. Öykülerde dikkat çeken bir diğer unsur da içsel geçişlerin ustalığı. Bir öyküde, bir paragrafta tebessüm ederken, diğer paragrafta gözlerimizin dolduğunu görebiliyoruz. Ve bu geçişler asla zorlama değil; tam aksine, doğal, tanıdık ve insani. Yaşadığınız acılar, kırgınlıklar, hayal kırıklıkları ne kadar kişisel ve benzersiz gelse de, aslında hepimizin benzer duygularla boğuştuğunu hatırlatıyor kitap. Bu anlamda, bir duygusal rehber niteliği de taşıyor. Kendini toplama, güçlenme ve yeniden gülümseyebilme temalarını öylesine doğal bir şekilde işliyor ki, okurken içinizde bir şeyler değişiyor. Özellikle şu cümle kitabın özeti niteliğinde: "Gitmekle kalmak arasında suskun yolculuklara çıkıyor okur. Yalnızlığı yerinden oynatan düşler kuruyor" . "Acıyı yok saymak yerine, onunla nasıl başa çıkabileceğimizi öğrenmek" istiyorsanız, bu kitap tam size göre. Ve unutmayın: Hayat, en yara yerinden gülümsemeyi bilene göz kırpar. Kitapla Kalın.
Edebiyat
Tam da Yara Yerinden Gülümsersin HayataAylin Özsancak Sağdıç · Octopus Yayınevi · 201811 okunma
··
57 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.