Bazı evler vardır; içine girdiğinizde sadece odaları değil, geçmişi de dolaşmaya başlarsınız.
T̲ü̲n̲e̲l̲d̲e̲n̲ ̲Ö̲n̲c̲e̲k̲i̲ ̲B̲e̲y̲a̲z̲ ̲E̲v̲, tam da böyle bir hikâye…
Daha ilk sayfalardan itibaren o eve giriyorsunuz ve çıkmak sandığınız kadar kolay olmuyor. Dedesinin ölümüyle İstanbul’a dönen Eren’in, çocukluğunun geçtiği Beyaz Ev’e yeniden adım atmasıyla birlikte hikâye yavaş yavaş karanlık bir düğüme dönüşüyor.
Bu kitapta beni en çok etkileyen şey, korkunun sadece “ani bir ürperti” olarak değil; geçmişle, aile sırlarıyla, bastırılmış anılarla ve bilinmeyenle birlikte verilmesiydi. Beyaz Ev, hikâyede sıradan bir mekân değil; neredeyse yaşayan, izleyen, saklayan bir karakter gibi duruyor.
Işıl Işık ’ın anlatımında o tanıdık paranormal hava var ama kitap yalnızca korkutmak için ilerlemiyor. Gizem, merak ve gerilim duygusu sayfaları çevirdikçe artıyor. Bir noktadan sonra “Ne oldu?” sorusu kadar, “Bu ev ne saklıyor?” sorusu da zihne yerleşiyor.
Ben karanlık atmosferli, gizemli ve yer yer tedirgin eden hikâyeleri sevdiğim için kitabın havasına kolayca girdim. Özellikle geçmişin bugüne sızdığı, evlerin ve mekânların hafızası olduğu hikâyeleri sevenlerin ilgisini çekeceğini düşünüyorum.
๒คչı кคקıɭคг คçıɭ๔ığıภ๔ค รค๔єςє ๒เг ๏๔คץค ๔єğเɭ, ﻮєç๓เşเภ єภ кคгคภɭıк ץєгเภє ﻮเгเɭเг.
Korku, gizem ve polisiye-gerilim sevenlere tavsiyemdir.
Ama küçük bir not: Gece sessizliğinde okumak, kitabın etkisini biraz daha artırabilir.
Bu hafta Işıl Işık kitaplarıyla gerilimin dozunu biraz daha artırıyorum. Karanlıkta kalmaya hazır olun.