Kırmızı Saçlı Kadın, Orhan Pamuk’un Doğu ile Batı anlatıları arasında kurduğu güçlü bağlardan birini taşıyan, kader, baba-oğul ilişkisi ve suçluluk duygusu üzerine kurulmuş etkileyici bir roman. Hikâye, genç Cem’in bir kuyucunun yanında çalıştığı dönemde tanıştığı gizemli kırmızı saçlı kadınla başlayan saplantılı ilişki etrafında ilerler. Roman boyunca Kral Oidipus ile Rüstem ile Sührab gibi Doğu ve Batı mitleri iç içe geçirilerek baba-oğul çatışmasının farklı yüzleri sorgulanır.
Pamuk, akıcı dili ve sembolik anlatımıyla sıradan görünen bir aşk hikâesini psikolojik ve felsefi bir derinliğe taşır. Roman kısa olmasına rağmen okuru kader mi seçim mi sorusu üzerine düşündürür. Özellikle son bölümlerde hikâyenin beklenmedik şekilde kapanışı, kitabı daha çarpıcı hale getirir.
Kısacası, Kırmızı Saçlı Kadın hem sürükleyici hem de alt metni güçlü bir roman; özellikle mitoloji, aile ilişkileri ve insanın geçmişiyle hesaplaşması ilgini çekiyorsa keyifle okunur. Orhan Pamuk