Psikanaliz ve Din’de Erich Fromm aslında dini tartışmaktan çok insanın neden bir şeye bağlanma ihtiyacı duyduğunu anlatıyor. Ona göre mesele sadece Tanrıya inanmak değil; insanın korkularını, yalnızlığını ve anlam arayışını nasıl yönettiğidir.
Kitapta benim dikkatimi çeken en dikkat çekici fikirlerden biri şu: İnsan bazen özgür olmaktan korktuğu için otoriteye sığınır. Çünkü kendi kararlarını vermek, belirsizlikle yaşamak zor gelir. Bu yüzden insanlar sadece dine değil; paraya, statüye, ilişkilere hatta sosyal medyadaki onaya bile bağımlı hale gelebilir.
Bugün birinin sürekli beğeni beklemesi ya da başarı olmadan kendini değersiz hissetmesi, Fromm’a göre modern bir “tapınma” biçimi gibi görülebilir (bu konuda bi kitap önerecek olsam bu kesinlikle Şeffaflık Toplumu olurdu)
Bence kitabın güçlü yanı, insanı yargılamadan anlatması. Fromm sürekli şu soruyu hissettiriyor:
“Bu inanç ya da bağlılık seni daha özgür ve sevgi dolu biri mi yapıyor, yoksa daha korkulu ve bağımlı biri mi?” Bu yüzden kitap sadece din üzerine değil; insanın içindeki boşluğu neyle doldurmaya çalıştığı üzerine de çok güçlü bir psikolojik yorum gibi duruyor. Bu şekilde bir bakış açısına sahip oluşu yönüyle de okurken eleştirel yönden ziyade insanların hayatlarındaki etkiyi anlamlandırmaya çalışıyor. Okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamadığım bir kitaptı.