Her zaman, her yerde :)
Türk bayrağından rahatsız olanlara ufak bir not: Biz, vatan söz konusu olduğunda her an, her yerde hazırız.
1000Kitap
··
2.641 Gösterim
8 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ayağınıza taş değmesin🤲🇹🇷 #293470723 👆Kitabımdan konuya dair birkaç paragraf 👇 "Kendi irfanına yabancılaşan bir aydınlar sınıfı, kendi milletine karşı işlenmiş en büyük ihanettir. Bu ülke, 'izm'lerin kölesi olanların değil, kendi tarihine ve coğrafyasına yaslananların omuzlarında yükselecektir." Cemil Meriç Devlet, yalnızca soğuk kanun maddelerinden, hiyerarşik kurumlardan ve bürokratik prosedürlerden müteşekkil bir aygıt değildir. Devlet, bir milletin kolektif hafızası, ortak acıları, gelecek hülyaları ve tarih sahnesinde kalma iradesinin tecessüm etmiş halidir. Biz buna 'Devlet Aklı' diyoruz. Bu akıl, imparatorlukların yıkılışını görmüş, göç yollarındaki hüzünle yoğrulmuş, Sakarya’da şaha kalkmış ve Cumhuriyet ile yeni bir bedene bürünmüştür. Türk devlet geleneği, binlerce yıllık yürüyüşünde sayısız dış tehditle, nice ordularla ve imparatorluklarla çarpışmıştır. Ancak, bir devletin karşılaşabileceği en trajik, en yakıcı ve ruhunu en derinden yaralayan tehdit, surların ötesinden gelen değil, bizzat surların içinden, hatta o surları bekleyenlerin zihninden ve kalbinden neşet eden tehdittir. Yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin bugün verdiği mücadele, bir siyasi rekabet değil; Siyonist ve Emperyalist yapılara karşı, ta kuruluşundan bugüne "Devlet Aklı"nın derinden yürüttüğü ve bugün meyvesini veren "Küresel Güç Türkiye" projesinin ontolojik mücadelesidir. Bu mücadele; sınır ötesinde vekil savaşçılarla (proxy) kurulan "terör koridorlarından", içeride satın alınmış Sahte Lider ve darbelere teşni vesayet yapılara; eğitim ve kültür yoluyla devşirilmiş zihinlerden, medya ve sosyal medya üzerinden yürütülen sistemli dezenformasyon operasyonlarına kadar uzanan, cephesiz ve çok boyutlu bir hibrit savaş ikliminde verilmektedir. Kitap boyunca detaylandırdığımız bu kuşatma; sadece askeri bir tehdit değil, aynı zamanda ekonomik suikastlar, siber saldırılar ve "öğrenilmiş çaresizlik" gibi psikolojik harp yöntemleriyle toplumsal sinir uçlarımızı hedef alan topyekûn bir saldırı dalgasıdır. Bugün Türkiye, sadece konvansiyonel silahlarla değil, sinsi hibrit savaş yöntemleriyle de kuşatılmaktadır. Bu savaşın en tehlikeli cephesi, doğrudan "millet ruhunu" hedef alan içerideki zihinsel çürümedir. Kendi ülkesinin imkânlarıyla en yüksek gelir gruplarına tırmanmış olmasına rağmen, ekonomik dalgalanmaları bahane ederek kendi vatanına nefret kusan, Batı’nın kültürel kodlarına köle olmuş kesimler, bugün adeta bir "5. kol faaliyeti" yürütmektedir. Bu kesimlerin yaydığı kültürel soysuzlaşma ve aidiyet krizi, toplumu bir arada tutan manevi tutkalı zehirlemektedir. Ruhu (kültürel bilinci) yaralanmış bir milletin ekonomisi ne kadar büyürse büyüsün, o yapı rüzgârlı bir havada devrilmeye adaydır. Dolayısıyla, Cumhuriyetin ikinci yüzyılındaki iç beka mücadelesinin nihai hedefi; maddiyatın ve rakamların ötesinde, milli onur ve manevi değerler ekseninde sarsılmaz bir "Zihniyet Dirilişi" sağlamaktır. Zira zihni işgal edilmiş bir toplumun vatanı, harita üzerinde özgür görünse de prangalıdır. En büyük tehlike, hibrit savaşın en sinsi yöntemi olan toplumsal kutuplaşmaya yenik düşmektir. Eğer milletin bir kesimi diğer kesimini "düşman" ilan ederse, o sömürgeci akıl amacına ulaşmış demektir. Toplumun her ferdi bilmelidir ki; asıl düşman mahalledeki komşusu değil, bu toprakları istikrarsızlaştırmak isteyen Siyonist ve emperyalist odaklardır. Bu farkındalık şarttır ki; bu çok boyutlu savaşta "at izi it izine karışmasın" ve milli enerji, birbirini tüketmek yerine sadece gerçek düşmana ve onun içimizdeki uzantılarına karşı seferber edilsin. Bu mücadele, sadece bir güvenlik bürokrasisinin terör örgütüne karşı verdiği teknik bir savaş değil; 'Devlet Aklı'nın, kendi varlığına kasteden bir virüsü bünyesinden atarak, tarihsel ve manevi kökleriyle yeniden buluşma, yani bir 'diriliş' hikayesidir. Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün, Türkiye’de siyaset bilimini ideolojik kavga alanı olmaktan çıkarıp, tarih, kültür ve zihniyet temelli derin bir düşünme alanına dönüştüren nadir isimlerden biridir. Bilimsel temel tezi şudur; “Türkiye’nin siyasal sorunları, yalnızca kurum ve hukuk meselesi değil, derin bir zihniyet ve kültür meselesidir.” Öğün’ün kitaplarında tekrar eden ana başlık şudur: Batı menşeli modern siyasal kavramlar (devlet, iktidar, birey, özgürlük, ideoloji) Türkiye’ye aktarılırken, bu toplumun tarihsel hafızası, ahlâk tasavvuru ve cemaat yapılarıyla çatışmıştır. Bu yüzden: Türkiye’de modernleşme, sadece ilerleme değil aynı zamanda kopuşlar silsilesidir. Siyasal krizler, anayasa veya rejim değişikliğiyle değil, zihinsel süreklilik kurulmadan aşılamaz. Türkiye'de, siyasetin İdeolojik reflekslerden kavramsal derinliğe dönüşmesi için bilimsel çaba harcayan Öğün’ün en sarsıcı savlarından biri, Türkiye’de ideolojilerin (milliyetçilik, muhafazakârlık, sol vb.) birer çözüm üretme aracı olmaktan ziyade "savunmacı ve reaktif birer refleks" olarak üretildiğidir. Ona göre Türkiye’de siyaset, çoğu zaman düşünceyle değil, refleksle yürümüştür. Bu durum, kitabımızda ısrarla vurguladığımız "İç Cephe Restorasyonu" ihtiyacının neden salt bir reform paketi değil, derin bir zihniyet devrimi olması gerektiğini açıklar. Eğer kurumlar ile milletin tarihsel hafızası arasındaki kopukluk giderilemezse, dışarıdaki stratejik başarılar içerideki kültürel ve siyasal krizlerle sarsılmaya mahkûmdur. Öğün’ün ayırt edici yönü, Batı siyasal düşüncesini (Hobbes’tan Arendt’e, Schmitt’ten Weber’e) ne körü körüne kutsaması ne de toptancı bir hamasetle reddetmesidir. O, bu kavramları Osmanlı mirası ve İslam siyaset tasavvuru ile "tartarak" yerleştirir. Bu metodoloji, Yeni Türkiye’nin "Stratejik Otonomi" hedefinin felsefi zırhıdır: Batı’yı Batı’dan okuyup, Türkiye’yi kendi köklerinden inşa etmek.
Mert
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim Yahya Bey. ^^ Siyasetin bir refleks olmaktan çıkıp düşünce zeminine oturması artık sadece bir tercih değil, toplumsal bir zorunluluktur. Metinde altı çizilen zihinsel süreklilik vurgusunu bu açıdan çok kıymetli buluyorum. Dışarıdaki gürültü ne kadar yüksek olursa olsun, bizi asıl ayakta tutacak olan şey birbirimize duyduğumuz güven ve bizi biz kılan o ortak ruhtur. ^^ Emek verip bu şekilde bir yorum yaptığınız için minnettarım. Emeğinize sağlık. ^^
🇹🇷
Mert Rica ederim Kıymetli Hocam🙏 Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucu Lider Kadrolarının hedef gösterdiği muasır Medeniyet inşası yolunda.. Kendi Köklerinden, Değerlerinden beslenerek Evrenseli kucaklayan.. Blim, felsefe, sanatla aklın ışığında, vicdanın sıcaklığında sevgiyi, merhameti, İnsanı yücelten.. Her ne etnik, siyasi, ideolojik vb. farklılıkta olursa olsun Türkiye'yi önceleyen.. Kendine, Kendi Toplumuna, Kadim Tarihine güvenen ortak bir Ruh ile.. Çin seddinden Adriyatik'e Şanlı Tarihimizden devr aldığımız Türk İslam Medeniyetini yaşatmaya ve yüceltmeye devam edeceğiz..🇹🇷 Dünyanın nefesinin kesildiği şu günlerde, tüm Dünya ve İnsanlığa, bu Kadim "Vicdan Medeniyetimiz" ile yeniden nefes olup ruh üfleyeceğiz.🇹🇷
Aslan bunlar beee🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Selam olsun Kınalı kuzulara🙏 ayağınıza taş değmesin 🤲Rabbim Türk askerini her daim korusun 🤲🇹🇷🇹🇷 🇹🇷
Reklam
Efes tatbikatı online :)
Mert
Gönderi Sahibi
Evet. ^^