Umduğumu buldum kitapta, üç günde de bitti ama ne bileyim... Yani okudum da ne oldu, okumasam da olurdu, eksikliğini hissetmedim ama bu çoğu kitap için böyle ki. Yani Shakespeare de okudum, onun için de geçerli bu, çok olmamakla birlikte Platon okudum, onun için de geçerli aynısı. Roman okumadım mı okudum, hani iyisini de okudum, öykünün de iyisini okudum ama az okudum. Niye söylüyorum bunu, "sen iyisini okumamışsın, okusan anlardın" demeyin diye. Şiir de okudum; Whitman, Nazım, Yunus Emre... Okumasam olduğum kişi olmazdım belki ama yine de okuduğuma memnun kaldım diyemem. Eksikliğini hissetmiyorum işte, yalan mı söyliyeyim. Yalnızca dört kitabı okuduğuma memnun kaldım bugüne kadar; Sophie'nin Dünyası, Ölü Filozoflar Kahvesi, İnci ve Sabahın Üçü. Dördü de Allah var benim bildiğim kadarıyla doğrudan bir şey katmadı bana ama keyifliydi, etkiledi yani. Bu kadar anlattım çünkü söylediklerim kitaptan dolayı değil, benden dolayı, anlaşılsın diye, sonra rahmetlinin hakkına girmeyelim. Bu arada ironiyi iyi yapıyor, güldürüyor yani.