The Turin Horse (2011)
"Hiçbir şey hayal ettiğim gibi değil. Dünya, şehirler, aşk... Sevgi, şefkat... Hiçbiri hayal ettiğim gibi değil. Hayal kırıklıklarım bile hayal ettiğim gibi değil." Bizler dünyayı, şehirleri, hayatı ve aşkı zihnimizde yüksek perdelerden kurgularken, hayat bize, Bela Tarr'ın Torino Atı filmindeki gibi her gün aynı masada, aynı sessizlikle yenen o sıcak patatesin tatsızlığını sunar. Filmdeki o ağır ve gri atmosfer, insanın içindeki parlak imgelerin, her gün tekrarlanan rutinlerin altında nasıl yavaş yavaş sönüp gittiğini gösterir. Hayat, büyük ve trajik bir patlamayla değil, gaz lambasının sessizce sönmesi, kuyudaki suyun yavaşça çekilmesi veya atın artık yürümeyi reddetmesi gibi küçük, sıradan ve ruhsuz anlarla biter. Gelecek üzerine kurduğumuz o geniş vizyonlar, her sabah karşılaştığımız o tozlu ve rüzgarlı ufuk çizgisine çarpıp parçalanır. Sonunda elimizde kalan ne görkemli bir trajedi ne de büyük bir zaferdir. Sadece hayal ettiklerimizle hiçbir ilgisi olmayan o çıplak, soğuk ve katı gerçekliğin ta kendisidir. Belki de en büyük hayal kırıklığı, sonun bile hayal ettiğimiz kadar epik olmayışıdır.
Film
·
1 +1'leme
·
120 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.