Puan vermedi·640 syf.··Beğendi
···Okunma: 09 Mayıs 2026 14:06 Üç İstanbul ~ Mithat Cemal Kuntay
.
Alıntılar;
.
Büyük hastalıklar dört mevsime tahammülü olmayan ağaçlardır. Şiirleri, çiçekleri bir iki ayda dökülür: Siyah kollarıyla ayağa kalkıp dururlar; kömürden iskelet gibi.
.
Ölümden daha korkunç şey vardı, ölümün ayak sesi! Gelen ölümün kendisi görünmeden duvara vuran gölgesi! İhtiyarlık bu gölgeydi, bu sesti! “İhtiyar”
.
İnsanlara mazisinden ne kadar az şey kalıyordu!
.
“Be adam, bir nağme tutturmuşsun: Yok medeniyet! Yok konfor!.. Ulan senin medeniyet dediğin nedir ki?.. İnsanın kafasını vahşet tomrukta keserdi; medeniyet giyotinde biçiyor. Zulüm eskiden el işiydi; şimdi makine işi!.. Şu yirminci asrın maskaralığına bak bir kere!.. Dünya üç mideli hayvana döndü: Yer tankla, gök tayyareyle, deniz zırhlıyla adam öldürüyor. Senin medeniyetin bu mu?"
.
En büyük sanatkâr olan ölüm sahne tertibatını alıyor, hastanın yüzünde bütün boyaları deniyordu.
.
İnsanların kendi budalalıklarını görmeleri ne kadar güçtür.
.
İnsan felaketini bile bile taşırsa yükü hafiflerdi.
.
Gözyaşı da söz gibi karşısında birinin bulunmasını ister
.
Ne güçtü: Ses şaha kalkacak, mevzu boynunu bükecekti.
.
Kitap Yorumu;
Merhaba;
Kitabı yanlış hatırlamıyorsam İlber Ortaylı tavsiyesi diye merak edip aldım. Kitabın ana Karakteri Adnan ve onun üzerinden bir çok şeye şahitlik ettiriyor yazar bizlere. Adnan karakteri Abdülhamit döneminden daralmış ve kin nefrete bürünmüş bir karakter ve İttihat ve Terraki mensubu bir kimse olup Osmanlı ve Son dönem Padişah’ına öfkeyle dolu ve her nerede olursa olsun sürekli eleştiriler eden bir karakter. Ama öyle bir şey ki yazar bize üç istanbul’u yaşatıyor resmen okurken Terrakilerin yıkıma uğrattığı bir ülkeyi kendi çıkarları, kendi düşünceleri, kendi ceplerini düşünmekten ve çevresindekileri büyütmenin dışında aslında bu kadar da basit bir şey olmadığını devlet yönetiminin bizlere burda sunuyorlar. Bir sürü karakterin olduğu bir roman olup iki tane gerçek isim ve şahıs vardı yanlış hatırlamadıysam onun dışında isimler farklı olsa da gerçekler ve bakış aynı. Yazar İstanbul’un bütün güzellikleri ve çirkinliklerini öyle gerçek ve samimi gösteriyor ki, bizlere muazzam. Ahlakın çöküşünü görüyoruz batının o özentiliği ile yükselişlerin çöküşleri, halkın, sokağın durumu! Bir anda en tepedeyken bir anda hiç olmayı. Kitap da yukarda da belirttiğim gibi çok karakter olduğu için belki zorlayabilir. Yazım üslubu ile de konular itibarıyla da bazen ağır ve sıkıcı gelebilir, daha uygun vakitte okuyup güzel bir okuma yapacağınıza inanıyorum. Kitabın bazı yerlerinde klasik türk filmleri sahnelerinide yaşayacaksınız demekten de kendimi alamayacağım!
Kitapla kalın!
Severlerine Tavsiyedir!