Jurnal uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı Kısmet bugünlereymis. Jurnal bir günlük değil sadece; bir zihnin kendi karanlığıyla yaptığı uzun bir konuşma gibi… Cemil Meriç bu kitapta bize kusursuz bir düşünür portresi sunmuyor. Tam tersine; yorulan, öfkelenen, yalnızlaşan ama düşünmekten vazgeçmeyen bir insan bırakıyor karşımıza.
En çok da kitaplarla kurduğu ilişki etkiledi beni. Bazı insanlar kitap okur, bazıları ise kitapların içinde yaşar. Meriç ikinci gruptan. Bu yüzden satır aralarında yalnızca fikir değil, insanın hayata tutunma çabası da var.
Altı çizilecek onlarca cümleyle dolu ama kolay bir kitap değil. Çünkü Jurnal sizden sadece okumanızı değil, kendinizle yüzleşmenizi de istiyor.Kitap boyunca Meriç’in yalnızlığı çok hissediliyor. Toplumla, ideolojilerle, dönemin entelektüel çevresiyle tam olarak uzlaşamayan bir adam var karşımızda. Doğu ile Batı arasında sıkışmış bir ülkenin sancısı da satır aralarında sürekli dolaşıyor. Bir yandan Batı düşüncesine hayranlık duyuyor, diğer yandan körü körüne taklit edilmesine öfkeleniyor. Bu yüzden kitap sadece kişisel bir günlük değil; aynı zamanda Türkiye’nin kültürel ve zihinsel kırılmalarının da aynası gibi.
Bazı kitaplar hikâye anlatır, bazılarıysa bir zihnin içine açılan kapı olur… Jurnal, uzun süre insanın aklında kalan kitaplardan biri.
Her insanın yalnızca bir hayat yaşadığını ve insan ömrünün de çok uzun olmadığını düşünürsek, Jurnal okumak; ömrünü kitaplara adamış bir insanın derinliğinde yüzmek gibi…