·136 syf.····Okunma: 05 Ocak 2025 00:00 Selamlar, karanlığa sinenler ve ışığın onu bulmasını dileyenler...
Saat 05.54 umarım keyifler yerindedir!
Herkes uyurken yine biz bizeyiz, ay ışığında bir satır arasında daha buluştuk.
Öyleyse hemen incelemeye geçiyorum.
Hemingway, bu kitapta insanın kendiyle iletişim kurma biçiminin aslında ne kadar da elzem olduğunu anlatmış bana kalırsa.
Sanki,
"Yalnızlığınız, doğru kullanmayı bilirseniz en yakın dostunuz olabilir." diye bas bas bağırmış adam.
Yaşlı Adam ve Deniz'in basit ama derin bir hikayesi var. Anlatımı yalın ve net -kaldı ki belki de bu yüzden bu kadar etkileyicidir- bitirdiğimde benim üzerimde tokat etkisi yapmıştır. Aynı zamanda sakin ama akıcı bir kitap olduğu için okurken zorlanmazsınız. Bir tık ağır ilerlediği için herkese hitap etmeyebilir ama okuduğunuzda "İyi ki okudum bu kitabı" dedirtebiliyor size.
Derin düşünenlerin, içinde kendinden parçalar bulabileceği bir balıkçı hikayesi.
Kısaca konusundan bahsetmem gerekirse ihtiyar bir balıkçının tek başına denize açıldığı günleri okuyoruz. Tuzlu suyun kokusundan tutun, teni yakan güneşin sıcaklığına kadar oradaymışım gibi hissettim. Santiago eski gücünde değildi, talihsizdi ve yalnızdı ama tüm bunlara rağmen azmini hiç kaybetmiyordu. Düşünsenize sonuçta insan tek başınayken karamsarlaşmaya ne kadar da meyillidir ancak deniz, Santiago'yu yıldıramadı.
Bu noktada ben denizi, fırtınayı ve köpek balıklarını kader gibi görüyorum veya kadere inanmıyorsanız hayatımızdaki engeller de diyebiliriz buna. Bazen her şey çok kötü gider ve insanın umudu körelir, savaşında yaş aldıkça bitkin düşer.
Ama Yaşlı Adam bunun gerçekten zıttıydı ve onun umudunu iliklerinizde hissedebiliyorsunuz.
Belki de yüzünüzü tebessüm ettirecek ne mi var?
Evet ilginç gelecek ama,
Santiago, tutacağı balığa karşı bile şefkat duyuyordu.
Eski talihi olmasa da doğaya saygı ve minnet duymayı hiç bırakmaması ne hoş! Günümüz nankörlüğünün arasında böyle saygın bir karakteri okumak benim gözümde onu yüceltti açıkçası.
Kesinlikle okumanızı tavsiye etmekle birlikte, kitaptan en sevdiğim alıntıları da şuraya bırakıyorum.
"İhtiyarlar niye öyle şafakla uyanırlar bilmem. Günü azıcık daha uzun yaşayabilmek için mi acaba?"
"Yoruldun ihtiyar" dedi. "Ruhun yoruldu."
"Ama kim bilir? Belki bugün olur. Her gün yeni bir gündür."