·122 syf.··Beğendi
···Okunma: 12 Mayıs 2026 15:26 “Antonio José Bolívar Proaño, takma dişlerini çıkarıp mendiline sarmaladı ve bu trajediyi tetikleyen gringoya, Belediye Başkanı’na, altın arayıcılarına, canından çok sevdiği Amazon Ormanı’nın bekâretine göz diken herkese lanet okudu; sonra palasıyla kestiği kalın bir dalı baston gibi kullanarak El Idilio'ya, barakasına ve birbirinden güzel sözcüklerle aşktan bahsederek insanların ne kadar barbar olduğunu ona unutturan romanlarına doğru yola koyuldu.”
Şilili çarpıcı romanların yazarı aynı zamanda dünyaca ünlü çevreci bir aktivist olan #LuisSepulveda ile #AşkRomanlarıOkuyanİhtiyar kitabıyla tanıştım. Premio Tigre Juan dahil birçok ödül kazanmasına vesile olan ve 14 dile çevrilen bu kitap hem bakir doğanın hem de masum insanların, iktidar sahipleri tarafından nasıl söndürüldüğünü anlatıyor.
Amazon’un derinliklerinde yaşayan Antonio José Bolívar Proaño, aslen dağlı. Henüz on üç yaşında nişanlanmış ve iki yıl sonra çocuk yaşta evlenmiş. Çocuklar evliliklerinin ilk üç senesinde kızın babasının evinde oturmuşlar sonra adam rahmetli olmuş. Kıt kanaat geçinmeye çalışıyorlarken El İdilio bölgesine göç edenlere devlet desteği olduğunu duymuş ve karısıyla yola koyulmuş. Toprağında tohum büyümeyen bu yerde bir şekilde yaşamaya başlamışlar. Bölgenin yerlisi Shuarlar yerleşimcilerin haline acımış ve orman hakkında bilgi vermişler. Büyük sağanak yağışların hakim olduğu bölgede Antonio’nun karısı sıtmaya yakalanıp ölmüş. Geri dönmek seçenek bile olamazmış Antonio için çünkü başarısızlık kabul gören bir durum değilmiş. Mecbur genç adam dağdan ormana yerleşmiş ve ömrünü burada geçirmeye karar kılmış. Shuarlar ile bağları gittikçe kuvvetlenmiş. Yılda iki kez köye uğrayan Dişçi ile de dostluk kurmuş ve kendisine aşk romanları getiriyormuş. Şimdilerde 60 küsür yaşlarında olan Antonio, ormanın gerçek sahipleri olan yerlilere saygı gösterir, günü avlanarak, geceleri yalnız başına aşk romanları okuyarak geçirir. Ancak bir gün bu düzen bozulur. Yerleşimciler de altın arayıcıları da ormanda her türlü aptalca hatayı işlemektedir. Düşüncesizce yayılmalarının sonucunda kimi hayvanları durduk yerde saldırganlaştırıyorlardı. Yavrusu öldürüldüğü için öfkeden gözü dönen bir jaguarı avlamak zorunda kalır ihtiyar. Doğanın bozulan dengesini, ‘medeni’ insanların yıkıcılığını ve aşkın gizemini sorgulamaya başlar.