Budha felsefesine aşırı hakim değilim, üsten bakmak istemem ama yıllardır şeyi düşünüyordum, yaşadığımız dünyayı ve hayatın zevklerini reddetmek neden ? Bildiğimiz kadarıyla bir kere geliyoruz dünyaya ve mutlu olmak yaşamak haz almak neden kötü ve uzak duruyoruz diyordum. Kendimizi dünyevi zevklerden uzak tutarak nirvanaya varmak hep saçma geliyordu. Haz almaktan mutlu olmaktan kaçmanın mantığını anlamıyordum. Bu kitap da tam bunu sorguluyor ve aslında hepimizin bir bütün olduğunu söylüyor. Okuması bazıları için biraz sıkıcı olabilir çünkü olay örgüsüyle sürükleyen bir roman değil; daha çok düşünce ve ruh hali üzerinden ilerliyor. Kesinlikle herkesin hayatında bir kere okuması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum.
-Spoiler-
Siddhartha Samana'lar gibi tamamen toplumdan kopup kendine çile çektirenlerle de oldu. Buda ile tanıştı ona bilgelik öğrenilmez kendim bulacağım dedi. Kamala ile tanışıp hayatın zevklerini tattı, ticarete katıldı, kumar oynadı... İki uçta da yaşadı ve en sonunda nehirle tanıştı. Tamamen dünyevi zevkleri de yaşadı, tamamen dünyadan koptu da... En sonunda gördü ki önemli olan denge. Dünyada hepimiz bir bütünüz, hepimiz birbirimize bağlıyız. Taş örneğin de kitaptaki en güzel sahnelerden biriyle örtüşüyor. Govinda’ya “bu taşı sev” diyor Siddhartha. Taş de taştır, ama aynı zamanda her şeydir. Aslında her şey birbirine bağlı, hepiniz biriz ve bütünüz. Siddhartha gerçekten birinden değil kendi yaşayarak bu sonuca vardı. Kesinlikle bu dengeyi sağlaması çok güzeldi, ne tamamen soyutlanma, ne tamamen zevklere kapılma...