Gönderi

8/10
·422 syf.··
2026 44. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 01:29
Ben bu kitabı tamamen polisiye diye almıştım. Arka kapak da bana öyle hissettirmişti zaten. Başta da gerçekten öyle ilerliyor gibi duruyor; bir bulmaca, çözülmesi gereken gizemler, şifreler, Mike’ın araştırmaları… Ama kitap bir noktadan sonra öyle bir yere gidiyor ki “Ben ne okuyorum şu an?” diyorsunuz. Özellikle Jess bölümleriyle birlikte kitap bir anda gerilim ve korku tarafına kaymaya başladı. Boş evlerde kalan bir kadın, ölmüş tuhaf bir ev sahibi, porselen oyuncak bebek koleksiyonu, valizden çıkan bir bebek… Atmosfer gerçekten çok iyiydi. Uzun zamandır bir kitapta bu kadar ürkediğimi hatırlamıyorum. Hele oyuncak bebek tasarımcısının mektubunu okuduğumuz kısımlar… Kitap resmen korkunç bir Pinokyo hikâyesine dönüştü. En sevdiğim şeylerden biri de üç farklı bakış açısından aslında üç farklı tür okuyormuş gibi hissettirmesiydi. Mike tarafında polisiye-gerilim ve bulmacalar vardı. Jess tarafı tamamen gotik korku gibiydi. Cameron tarafında ise işin içine bilimkurgu ve teknoloji girdi. Normalde bu kadar farklı tür aynı kitapta dağılabilirdi ama kitap özellikle 150. sayfadan sonra temposunu hiç düşürmeden akıp gidiyor. Gerçekten nefes almadan okudum. Bulmaca kısmına ayrıca bayıldım. Şifreler sadece “havalı dursun” diye yazılmamıştı; gerçekten emek verilmiş hissediliyordu. Kitabın sonunda yer alan notu okuyunca nedenini anladım zaten. Gerçek bulmaca tasarımcılarıyla ve dünya bulmaca şampiyonlarıyla çalışılmış. O yüzden anagramlar, gizli mesajlar ve çözüm süreçleri gerçekten tatmin ediciydi. Özellikle dil oyunlarının olay örgüsünün parçası olması çok hoşuma gitti. Ama kitabın beni en çok zorlayan kısmı final oldu. Kötü bir final değildi ama bir noktadan sonra her şey fazla hızlı gelişmeye başladı. İnsan ilişkileri bana yeterince iyi işlenmemiş gibi geldi. Bu sadece aşk ilişkileri de değil; genel olarak karakterler birbirlerine çok hızlı güveniyordu. Mike’ın bazı insanlara birkaç görüşmeden sonra tamamen güvenmesi ya da bazı karakterlerin hayatlarını riske atacak kararları çok kısa sürede alması bana tam oturmadı. Final kısmında da olaylar biraz fazla hızlı çözüldü gibi hissettim. Hapishane kısmı, insanların taraf değiştirmesi, olayların açığa çıkması… Sanki kitap o ana kadar kurduğu gerilimi sindire sindire ilerletirken son bölümde bir anda sonuca bağlamak istemiş gibi geldi. SPOİLER !!!! Yine de son iki sayfadaki olay beni gerçekten şaşırttı. Cameron’un kendini öldürmesine rağmen o sonsuzluğu bir şekilde başarması beklemediğim bir şeydi. Ama burada da aynı hissi yaşadım: Kitap bunu nasıl başardığını tam anlatmıyor. O ana kadar her şeyi detaylı detaylı açıklayan bir hikâyenin en büyük olayda biraz sisli kalması beni tatmin etmedi. Buna rağmen kitabı gerçekten çok sevdim. Tür değiştiren yapısı, atmosferi, korku hissi, bulmacaları ve temposuyla uzun süre aklımda kalacak bir okuma oldu. Özellikle Ben bunu polisiye diye almıştım deyip kendimi bir anda gotik korku, mistisizm ve bilimkurgu karışımının içinde bulmam çok keyifliydi.
Bulmaca UstasıDanielle Trussoni · Nemesis Kitap · 202522 okunma
·
38 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.