"BULMACA USTASI"
Zekânın labirentlerinde kaybolmaya hazır mısınız?
Bir kapı düşünün; yalnızca bir kazayla, tesadüfen açılan… Ve bu kapının ardında insan zihninin keşfedilmemiş karanlık odaları, unutulmuş sırlar ve geçmişin gölgeleri var. Mike Brink için bu kapı, geçirdiği bir beyin travmasından sonra aralanıyor. Çocuk yaşta geçirdiği travmatik bir beyin hasarı sonrası "edinilmiş savant sendromu" geliştiriyor. O artık yalnızca bir bulmaca ustası değil — âdeta yaşayan bir şifre çözücü. En karmaşık sembolleri okuyabiliyor, mantığın sınırlarını zorlayabiliyor. Fakat geçmişinin, kalbinin ve ruhunun sırları, çözülemeyecek kadar derinlerde kalmış durumda.
Her şey, yıllardır kimseyle konuşmamış bir mahkûm olan Jess Price’ın aniden Mike’ın adını yazmasıyla başlıyor. Jess’in sessizliğinden yükselen çağrı, kişisel bir muamma değil; insanlık tarihine uzanan bir kehanetin başlangıcı. Jess’in çizdiği semboller, Mike’ı hem fiziksel hem zihinsel bir yolculuğa çıkarıyor. Ortaçağ mistisizmi ile günümüz teknolojisi arasında gidip gelen bu hikâye, bizleri de peşinden sürüklüyor.
Mike zekâsıyla dünyadaki en karmaşık problemleri çözebilirken, kendi geçmişindeki kırılmaları ve duygularını anlamakta zorlanıyor.
Sayılar, semboller, karmaşık şifreler onun için birer oyun gibi. Ancak asıl çözmesi gereken şey; geçmişi, duyguları ve insan olmanın o karmaşık labirentidir. Mike’ın hayatı, yıllardır kimseyle konuşmamış olan mahkûm Jess Price’ın ona gönderdiği bir mesajla altüst olur. Jess’in çizdiği semboller ve anlamsız görünen işaretler, Mike’ı sırlarla dolu bir geçmişe ve insanlığın kadim korkularına götürecek bir yola savurur.
Hikâyenin kırılma noktası, yıllardır kimseyle konuşmamış Jess Price’ın Mike’ın adını yazarak onu hapishaneye çağırmasıyla başlıyor. Jess’in çizdiği karmaşık semboller