Acıya bağışıklığı olduğunu sananların kibri, henüz fırtınayla tanışmamış bir denizin dinginliğine benzer. Oysa hayat, alay ettiğimiz her yarayı bir gün bize bizzat mühürletir. Kimse, içinden geçmediği bir cehennemin haritasını çizmeye kalkmamalı; zira yarayı tanımayan, şifayı da hiçbir zaman anlayamayacaktır. W. Shakespeare burada sadece aşk acısından bahsetmiyor; bir ruhun diğerine ne kadar sağır kalabileceğini hatırlatıyor. ⭐️
Ben yaralanıyorum canımda çok yanıyor ruhum cayır cayır yanıyor ama iyileştikten sonra yine alay etmeye başlıyorum.. Niye ya... Şu an daha başlamadım ama tam iyileşince yine dalga geçip kafa bulmaya başlıycam... Bir ciddiyetsizlik bir laubalilik... Benim aklımı başıma toplamam için ne lazım bilmiyorum... Acı geldımı acının gözünün içine içine bakıyorum kendi gözümün önünde kendi yüreğim parçalanıyor aptal aptal yaşıyorum resmen.. Boş... Ne desem boş...
Yara kelimesinin etimolojisine baktığımız da yarmak sözünden geliyor o da iz/çatlak demek yara geçtikten sonra izi kalır ya o misal...
Yaralanmamış biri ise bunu anlamaz ona çok basit bir şey gelir