Yıllarca aynı bayrak altında yaşadığın insanların, devlet zayıfladığı anda İngilizlerle masaya oturup seni arkandan vurduğunu düşün…
Zeytindağı tam olarak böyle bir kırılmayı anlatıyor. Falih Rıfkı Atay’ın Cemal Paşa’nın yanında bulunduğu yıllarda yaşadıkları üzerinden Osmanlı’nın son dönemine içeriden bakıyoruz. Bir kez daha savaşın yalnızca cephede kaybedilmediğini anlıyorsunuz. Asıl kayıp; yanlış yönetimlerde, hayaller uğruna alınan kararlarda ve elde tutulduğu sanılan toprakların aslında çoktan kopmuş olmasında.
En çarpıcı taraflardan biri Arap coğrafyasıyla ilgili anlatılanlar oldu benim için. Osmanlı yıllarca Hicaz’da, Şam’da, Kudüs’te düzen sağlamış, yollar yapmış, güvenliği korumuş ama savaş zamanı geldiğinde birçok Arap aşireti İngilizlerle birlik olmuş. Kitap bunu çok sert ve acı bir şekilde anlatıyor. Osmanlı’nın ümmet anlayışıyla bağlı olduğunu düşündüğü topraklarda aslında gerçek bir aidiyet kuramadığını görüyorsunuz.
Falih Rıfkı’nın Enver Paşa’ya yönelik eleştirileri de oldukça ağır. Ona göre koskoca bir millet, gerçeklerden kopmuş insanların hayallerinin peşinden sürüklendi. Savaşa giriş sebeplerinden biri olarak “maaş ödeyebilmek” denmesi bile dönemin çaresizliğini göstermeye yetiyor.
Kitap boyunca Şam’ın, Kudüs’ün, Filistin’in yavaş yavaş elden çıkışını okuyorsunuz. Her sayfada bir imparatorluğun dağılışını hissediyorsunuz. Ama tüm o karmaşanın içinde Mustafa Kemal’in adı geçtiğinde başka bir duruş ortaya çıkıyor. Gerçekçi düşünen, Anadolu’ya odaklanan ve elde kalanı kurtarmaya çalışan bir isim.
Falih Rıfkı AtayZeytindağı