Etrafım İsmet Özet severler ile çevrili olduğu için zülf-ü yare dokunmaktan hep endişe ediyorum; düşündüğüm, konuştuğum, yazdığım her şeyde üstümden atamadığım bir otosansür ağırlığı var.
İstemsiz bir şekilde yukarıdaki hali tarif etme çalışmam; aslında bu kitabın benim açımdan incelemesi olacaktır. İsmet Özel iddia eder ki; kendisi herkesi ilgilendiren sorunları olabildiğince anlaşılmak arzusuyla kaleme alır. Ama kendisinin berrak olduğunu iddia ettiği çözümler anlaşılmaz ve yetersizdir (konu benim kabiliyetim ve kapasitemden kaynaklı olabilir; aksi gösterildiğinde kabul etmeye her zaman hazırımdır). Eğer birisi derse ki; İsmet Özel'in sağladığı taşları yerinden oynatmaktır ve bu vazifeyi gerçekleştirmiştir. Bu benim için anlaşılabilir olacaktır. En azından ilk cümlede ifade ettiğim gibi etrafımdaki İsmet Özel severler güzel, farklı ve iyi insanlardır.
İsmet Özel'in bu kitapta en çok üzerine titrediği konu şu gibi duruyor: "Neyi kaybettiğini hatırla". Farkındayım, kitabın adını tırnak işaretleri içinde yazınca bir şey demiş olmuyorum. Biraz açmaya çalışalım. İsmet Özel, Müslümanlar (kendisi burada cümleye "insanlar" olarak başlamam gerektiğini iddia edebilir) maalesef kayıptadılar ve hatta neyi kaybettiklerinin farkında olmadıkları içinde hüsrandadırlar ve hüsranda olmaları devam edecektir. Eğer kaybettikleri şeyi tarif edebilseler, eksikleri tamamlamak için bir çaba gösterebileceklerdir. Çok çiğ bir örnek olarak, Müslümanlar ezan'ı kaybettiklerini biliyorlardı, mücadele ettiler ve geri kazandılar. Ama Müslüman bir fert olma bilincini kaybettiler, uyutuldular, herhangi bir şey yapmıyorlar.
Peki, diyelim ki üç-beş kişi bulundu. Kaybımızı anımsadık ve bir şeyler yapmamız lazım. Ne yapalım? El-cevap sistemin dışına çıkın ve sistemi inkar edin. Nasıl? El-cevap, pratik olarak bir şey yapmanıza gerek yoktur; bu durumda sistem sizi evirip çevirip kendi istediği hale yontar. Sadece mana dünyanızda bu sisteme ait olmadığınızı bilin. Kendisi de ifade eder ya, "ben bu yazıyı 1995 yılında IBM destekli bir vasıtayı kullanarak yazıyorum" ama sistemin içinde değilim iddiasını biz doğal olarak taşıdığını varsayarız. Eğer buraya kadar olan şey ben sonsuz hayatı istiyorum ve iman sahibiyim gibi bir nokta ise elimizde bunu tartacak ya da ölçecek bir araç olmadığı için beyanı kabul etmekle yetiniriz ve ikna oluruz. Lakin İsmet Özel iddialarında maddi dünyanında ıslah olabileceği fikri vardır bu düşünce ile. Nasıl mı, vallahi anlamıyorum.
Çok popüler olan bir videosundan bir cümleyi de iktibas edeceğim, mesela onları da anlamıyorum.
"Kadınlar kocalarına veya oğullarına 'ben senden yüksek gelir değil, sadece helal para kazanmanı istiyorum' dese Türkiye'nin yüzü değişir."
Eğer iddia Türkiye toplumu Müslüman bir hayatı sahiplenir (açık olalım ve şeriat diyelim) ve o bilinçle yaşarsa; sorun ortadan kalkar diyorsa ikna olabilirim. Ama zaten Müslüman hayatı kendi ölçülerinde yaşayan insanların böyle yapmadıkları iddiası varsa; çok ciddi bir şekilde reddediyorum bunu. İsmet Özel'in demek istediği "Ey Müslümanlar Gelin Müslüman Olalım!" ise o zaman anlaşılabilir oluyor benim için biraz daha konu.
1995 yılında yazılan denemelerin bir araya getirilmesiyle ortaya çıkan bu kitapta yarım porsiyon kadar güncel siyasette mevcuttur. Bu tartışmanın temelinde aktarılan şey şudur aslında ya da benim anladığım şudur. Devlet organizasyonu aslında halkına karşı şekillenmiştir ve yabancı mihrakların boyunduruğu altındadır. Dolayısıyla devleti yönetme iddiasında olan insanlar, başka etiketlere sahip olsalarda farklı şeyler söylemek çabasında değillerdir; sadece yabancı mihraklardan daha çok bayilik almaya çalışmaktadırlar. Kürt-Türk, laik-anti-laik, kapitalist-komünist gibi pek çok ayrışmanın bile isteye organize edildiğinin iddiasıyla kalem oynatmıştır, İsmet Özel. Çok yakından takip ettiğim biri olmadığı için güncel görüşlerini bilmiyorum. Ama merak ettim konu şu, İsmet Özel pek çok teorisyenin Türkiye'nin son yıllarda Amerikan boyunduruğundan çıktığını ve halkı ile bütünleştiği iddiasını nasıl cevaplıyordur acaba.
Son olarak şöyle bitirelim. İsmet Özel, Türkiye Cumhuriyeti halkının asli unsurunu İslam olarak görmektedir. Bu çok anlaşılabilir bir durum pek tabii olarak. Lakin bu asli unsurun nasıl hareket etmesi gerektiğine dair bir teorisi yoktur ya da dile getirmez. Belki de benim işim değil diye de düşünüyor olabilir. Yukarıda tartıştığımız konuya basitçe tekrar değinelim: İsmet Özel kendisini en azından kitaplardan takip edenini yol'suz bırakır. Belki de bu bir mahirettir.