Camilla Lackberg ile
Mentalist Henrik Fexeus'un birlikte kaleme aldıkları Dedektif Mina-Vincent serisi şimdilik üç kitaptan oluşuyor. Serinin ilk kitabı olan Şifre'yi okumuş, 2/10 vermiştim. Birkaç gün önce serinin son kitabı olan Yanılsama'yı elime aldım. Okuyorum, okuyorum, yok ilerlemiyor. Vincent kimdi, Mina kimdi, geçmişte ne yaşamışlardı diye diye okudum ancak konuya bir türlü giremedim. Serinin ikinci kitabına neler yazmışım diye baktım, meğer okumamışım Bende diyorum, niye bu karakterler bana yabancı geldi diye. Yanılsama'yı bırakıp, serinin ikinci kitabına geri döndüm.
Kitap, kaçırılan ve daha sonra cesetleri bulunan beş yaşındaki çocukları konu ediyor. Kayıp bir çocuk her ebeveynin en kötü kâbusudur ve katı yürekli bir insan bile konu ölü bir çocuk olunca sarsılır. Elbette olayı araştıran polisler de. Polis memurları suçlu veya suçluları bulmak için çok uğraşır ancak ekip resmen karanlıkta el yordamıyla iletlemek zorunda kalıyor çünkü hiçbir ipucu yok, şüpheli yok, delil yok.
Kitabı sevdim ancak eleştirdiğim yönleri olmadı değil. Bir kere çok uzun. 580 sayfa ve yazar, polisiyeden ziyade daha çok karakterlerin psikolojik yönlerine ağırlık vermiş. Bu da tempoyu düşüren en büyük etken.
Sevdiğim yönlerine gelecek olursam; anlatım usta bir yazarın kalemimden çıkmış gibi çok güçlü. Her cümle özenle kurulmuş, okurken kendinizi hikâyenin içinde buluyorsunuz. Karakterlerle resmen dost oluyorsunuz. Sanki her biri yanı başınızda gibi. Her biri en yakın dostunuz gibi.
Hikaye ne kadar iyi olursa olsun, bir polisiye bu kadar uzun olmamalı. Okurken sabır gerektiriyor çünkü oku oku bitmiyor.
Ama okuduğuma pişman değilim. Çünkü anlatım çok başarılı ve karakterlerle empati kurup onlarla birlikte hikâyenin içinde buluyorsunuz kendinizi.
Mina-Vincent serisi;
1- Şifre
2- Tarikat
3- Yanılsama