Gönderi

7/10
·484 syf.··
2026 17. kitabı
Bu seriyi okumamak büyük bir kayıp, neden mi? Çünkü kadın - erkek arasındaki farklılıkları ve bu farklılıklarda nasıl bir yol izlememiz gerektiğini anlatıyor. Keman ile çello gibi düşünün. İkisinin de kendine göre bir duruşu ve sesi var. Eğer sen çelloyu, kemanmış gibi düşünürsen çok bariz bir hayal kırıklığına düşersin ama eğer notalarını ve çelloya ait özellikleri kavrar ve bunu kabul edersen, işte o vakit, o karmaşık duygu ve düşüncelerden arınmış seslerden sana ait olanı bulursun. Bilinç ve öz bilinç ile kendimizi ve çevremizi sorgulamayı, bunun yanı sıra soruna değil de çözüme odaklı, üretken, uyumlu, iyimser yani umudunu yitirmeyen pozitif düşünce adı altında, duygusal zekanın önemini vurguluyor. Zeki olmak ile mutluluk arasında tercih yaparak, ne büyük yanlış yaptığımızı; eğitim, iş, ve benzer durumlarda ne kadar başarılı olursak olalım, bizi biz yapan duyguları, benliğimizi ve sevdiklerimizi bakan ama görmeyen robot gibi yaşayarak aslında mutluluktan taviz verdiğimizi ve bunu nasıl düzelteceğimizi, şu aşağıda sıralamış olduğum kitaplar sayesinde kendimize ve çevremize güzel yatırımlar yaparak, mutluluğu ve asıl başarıyı elde etmemizi pek ala mümkün kılıyor. - Erdal Atabek "Bizim Duygusal Zekamız" - Daniel Goleman "Duygusal Zekâ EQ" - John Gray "Erkekler Marstan Kadınlar Venüsten" Bazen kendimizi hayatın temposuna o kadar kaptırıyoruz ki, sonbahar kadife kırmızısı yaprakları, ilkbaharın cemresini, kahveyi karşılıklı bir eş, dost ve yahut aileyle içmeyi bile çok görüyoruz. Geriye dönüp baktığımızda elde ettiğimiz başarılar bizi iyi yerlere, güzel konumlara getirecek ama diyeceğiz; "keşke o sırada ailemle, arkadaşlarımla da iyisiyle/ kötüsüyle bir anı biriktirmiş olsaydım, şu geçmiş zamanları daha canlı kılınabilirdim," diye. Böylesi olumsuz düşüncelere kapılmamak ve şu satırları yazarken nasıl ki, o saniyelerin geri dönüşü yoksa sizde bu yazılanların bir tesadüf olmadığını ve bunu değerlendirmeniz gerektiğini bir yere not edin. Hiç bir şey tesadüf değil. Gelelim kitabın konusuna, Serra Ankara Bilkent'te 4 yıllık Turizm kazanıyor. Arkadaşı Dilek ile çıktıkları bu yolculukta macera ve entrika dolu iki yılı deviriyorlar. Tabi bu sırada hayatının aşkı Oktay ile tanışıyor. Gelelim Cüneyt'e; Oktay'ın atılgan, sevecenliğinin yanında o biraz sönük kaldı. Zaten geçen ki kitapta uyuz olmuştum. Hayır kızın bir sevgili var, bunu bilip te onu yoldan çıkarmaya çalışan Tümay ile Zeynep'e ne oluyor, ben anlamadım. Tamam Cüneyt de arkadaşınız ve Serra'yla yakıştırıyorsunuz ama ne derler bilirsin, "Geçti borun pazarı sür eşeği Niğde'ye." işte o hesap. Kızın iki yıl aradan sonra gittiği yaz tatilinin de içine ettiniz. Geriye kalan parçaları artık siz değerli okuyuculara bırakıyorum. Beni en çok şaşırtan kesinlikle Sıla ile Serhat oldu. Onlar adına hem sevindim hem de üzüldüm.
Anı-Mektup-Günlük
Adım Adım Hayataİpek Ongun · Artemis Yayınları · 20127,5bin okunma
·
34 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.