Öncelikle herkese yeniden merhabalar. Uzun süre sonra yeniden bir kitap bitirdim ki bu yüzden çok mutluyum. "Kör baykuş" kitabını fuardan almıştım, dikkatimi çekme sebebi ise adında baykuş geçmesinden başka bir şey değildi. Ama dikkatimi çekmekte oldukça haklıymış. Kitabın arkasında da belirtildiği gibi kitabı okurken sadece hissediyorsunuz, neyin gerçek, neyin hayal veya bir kuruntudan ibaret olduğunu bilemiyorsunuz. Kitabın başlangıç ve son hissiyatı var ama bir olay döngüsü yok. Ana karakterimiz oldukça karamsar, ruhunu bedeninde zar zor taşıyan ve hayatı hissedemeyen birisi. Kitabı mentaliniz uygunken okumanızı tavsiye ederim çünkü oldukça ağır unsurların olduğunu düşünüyorum. Yer yer tetikleyici olabilir. Doğunun kafkası olarak nitelendirilen sadık hidayet'in yazım dili gerçekten de Kafka'yı andırır bir tarzda. Kitap başlarda içinizi bunaltıyor ama daha sonra onun o karanlık tarzına alışıyorsunuz. Başlarda ruhani ve büyüleyici bir kadın olarak tanımladığı kişiyi kitabın ilerisinde onun hayatını mahveden asıl figür olarak görüyorsunuz mesela. Bu tezatlıklar aslında ana karakterin psikolojisinin çok daha derinlerinde farklı şeyler sakladığını gösteriyor. Ben bir kaç kısmı birbiriyle bağlayabildim ama yine de hangisinin gerçek ya da hangisinin zihnin bir oyunu olduğunu tamamen anlayamadım. Çünkü ana karakterimiz gölgeleriyle konuşan ve onlardan başka hiçbir şeyi olmayan birisi. Hatta bence kendisini bile kaybetmiş. Yazım dilini beğendim, insan duygularını derinden hissettirmesini beğendim, anlatılan döngüyü beğendim. Genel olarak beğendim, okumanızı tavsiye ederim. Zaten kısa ama duygusal olarak yoğun bir kitap. Ayrıca sadık hidayet'in hem İran'da doğmuş hem de zamanında hindistan'da yaşamış olması nedeniyle iki ülkenin de kültüründen unsurlar yazmasına ve içermesine tam anlamıyla bayıldım. Kitapla kalın, sağlıcakla kalın.