·172 syf.····Okunma: 15 Mayıs 2026 00:46 Selamlar herkese bugün sizlere Hay Bin Yakzan anlatacağım. Ada alegorilerinin de temeli olduğu söylenen bu kitap, dışardan bir müdahale olmaksızın insanın anlam ve Tanrı arayışını anlatıyor. İnsansız bir adada kendi kendine var olmuş, veya başka bir adadan sandığa konulup o adaya yollanmış olan Hay, bir ceylan tarafından büyütülür. Çevresinde hiçbir insan olmadığı için hayvanları ve bitkileri inceleyerek onlar gibi yaşamaya başlar. Annesi ceylan ölünce ölüm kavramını sorgulamaya başlar. Ceylanın karnını yarar ve kalbini çıkarır. Ölüm üzerine sorgulamaları sonucu ruhun varlığını anlar. Bunun arkasını başka sorgulamalar alır. Maddeyi, hacmi, gök cisimlerini, zamanı, sonu ve sonsuzluğu sorgular. Ve en sonunda bir yaratıcı olduğunu, onun ise gördüğü tüm varlık ve nesnelerden farklı, ayrı bir varlık olduğu sonucunu çıkarır. Yaratıcıya ulaşmak, yakınlaşmak amacıyla kendini inzivaya çeker, dünyevi heveslerden arınır ve ayrı boyutlara ulaşır. Tam o günlerde adaya Absal isminde başka bir insan gelir, o da kendi yaşadığı kentten Tanrı ile yakınlaşmak, inzivaya çekilmek amacıyla adaya gelmiştir. Absal Hay'a konuşmayı, kelimeleri, başka insanların da yaşadığını ve kendi dinini öğretir. İlginçtir ki Hay'ın tüm düşündükleri Absal'ın söylediği her şeyle paraleldir. Absal ve Hay, Absal'ın şehrine gidip diğer insanlara da kendi düşüncelerini anlatmaları gerektiğine karar verirler. Fakat insanlar bunları pek iplemez. Onların düşünceleri daha çok yüzeyseldir. Dünyevi ihtiyaçlarından arınamazlar. Böyle olunca da Hay, beyler kusura bakmayın rahatsız ettim ben geri dönüyorum diyerek Absal ile beraber adaya döner ve orda ölene kadar münzevi bir hayat yaşarlar. Kitap güzel, düşünmeye ve sorgulamaya teşvik ediyor. Fakat benim aklıma takılan şey şu oldu, Hay hiçbir dil bilmeden nasıl düşünebilmiş, bu şekilde sorgulama yapabilmiş orayı da açsaymış biraz daha iyi olurmuş ama beğendim. Tavsiye ederim, iyi okumalar. Yarınki Play-off finali maçında da Malatya Yeşilyurtspor'a başarılar.