Türkiye siyaseti ile alakalı kitap okuduğumda en azından kadrajın bir on yıl öncesini göstermesini arzularım. Çünkü ister istemez insan-olmaklığımla alakalı olarak yazılanlara yüzde yüz olarak objektif bakmam mümkün olmuyor, bu gerekli süre geçmezse. En azından biraz zaman aşımı olduğunda kalp ritminden bağımsız olarak düşünebiliyorum neler olduğunu.
Lakin bu kitapta istemsiz bir şekilde bu prensibi çiğnemiş oldum. Kitap Süleyman Soylu üzerine yoğunlaşmış ve onun etrafındaki olaylar silsilesini aktarıyor. Kitabın muhtevasındaki bu olaylar 2023 yılına kadar devam ediyor. Burada tek tek nelerden bahsettiği üzerine bir şeyler yazmayacağım; ama bazı genellemeleri maddeler halinde sıralayabilirim sanırım. Bazı yerlerde kesinlikle kitabın muradının da dışına çıkacağım.
- Türkiye siyasetine dair okuduğum bu tarz kitapların hemen hemen hepsinde aynı noktaya varıyorum. Devlet organizsayonu bir güç ve para devşirme alanı oluşturmaktadır. Herkes daha fazla parsa toplama çabasındadır, alabildiğine hukuksuz yöntemleri de kullanarak. Kitabın yazarlarından bağımsız olarak ben hedefi bir kişiye ya da partiye değil; yozlaşmış bütün bir sisteme doğrultuyorum.
- Siyasi yakınlık insanların aradığı, peşinde olduğu bir şeydir. Falanca biriyle fotoğraf çektirmek; benim için oldukça önemsiz gibi duran bir iş iken kişiler buradan sosyal hayatlarında ticari, hiyerarşik statüler kazanıyorlarmış. Hatta bu siyasi yakınlıklar ya da sadece fotoğraflardaki yakınlıklar bile diyebiliriz; insanlarda bir güç zehirlenmesine yol açıyor ve her şeyi yapabiliriz algısını oluşturuyor. Şimdilerde telefon rehberimde bir abi var; sürekli eski siyasilerle fotoğrafını paylaşıyor. Bakalım sonu ne olacak...
-Bu kitabın yazarları sürekli çeşitli yapılardaki "klik"lerden bahsediyorlar; hatta youtube ya da