·112 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Mayıs 2026 11:15 Yine benim olduk olmadık romanlardan Oğuz Atay arayışı...
Yine bir Selim vakası... Yazarların özellikle Selim ismini seçmelerinin de bir sebebi olmalı bence. "Selim" isminin sakin, yumuşak, içe dönük bir tınısı var. Gürültülü bir isim değil. Bağırmıyor. Ama içeride çok şey taşıyor. Kitabın son karakteri Selim'di. Sadece o isimde takılı kalmamın da bir sebebi var. Benim Selim Işık hayranlığı. Son hikayenin karakteri... Diğer bütün karakterlerin düşüncelerinin akışı yine son olarak bildiğimiz son duygusuna yani Selim'e ulaşıyor. Muhtelif Evhamlar Kitabı... Oğuz Atay tadında okuduğum nadir kitaplardan biri oldu. O yüzden son karakter ile bağdaştırmak istedim belki de... Kim bilir? Belki de ilk oduduğum Selim Işık'ı okumayı özledim.
Belki de Selim Işık bu yüzden bu kadar tanıdık geliyor: bir karakter olmaktan çok, zihnin içinde sürekli geri dönen bir yankı gibi. "Muhtelif Evhamlar Kitabı"ndaki dağınık gibi görünen düşünce parçaları bile, en sonunda tek bir merkeze, yani o içe çökmüş duygu haline bağlanıyor. Selim, sadece bir isim değil; bir varış noktası gibi. Hangi hikâyeden çıkarsan çık, zihnin sonunda aynı o sessiz odada buluyor kendini. Gürültü azalıyor, kelimeler inceliyor, anlam biraz eksiliyor ama his büyüyor.
Belki de bu yüzden bazı karakterleri okurken değil, hatırlarken anlıyoruz. Ve bazı kitaplar bitmiyor: sadece biz onlardan uzaklaşıyoruz gibi yapıyoruz.
Muhtelif Evhamlar Kitabı'nda, içinde kaybolduğunuz şey çoğu zaman aslında kendinizsiniz.
Ve belki de bu yüzden bu metinler bir "okuma" deneyiminden çok, bir "tanıma" hâline dönüşüyor. Selim'le kurulan bağ da tam burada başlıyor: bir karakteri değil, insanın kendi iç sesini hatırlatıyor olmasıyla.