Gönderi

8/10
·383 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 15:07
Aşk-ı Memnu bitti… Ve sanırım ben bu kitabın etkisinden uzun süre çıkamayacağım. Dizisini yıllar önce izlemiştim ama kitabı okuyunca şunu net anladım: Asıl derinlik kitapta saklıymış. Dizi daha tutkulu, daha sert ve daha dramatikti belki ama kitaptaki o psikolojik yoğunluğu tam verememiş. Karakterlerin iç seslerini okumak, korkularını, yalnızlıklarını, bastırdıkları duyguları görmek beni kitaba daha da bağladı. Çünkü bu hikaye sadece yasak bir aşk hikayesi değilmiş aslında… Herkesin içten içe çürüdüğü bir yalnızlık hikayesiymiş. Firdevs Hanım’dan dizide de nefret ediyordum ama kitapta resmen tahammül edemedim. Bir anne nasıl kendi kızının ruhunu bu kadar yaralayabilir diye düşündüm sürekli. Bihter’in sevgisizliği, hırslı yapısı, sürekli bir şeyleri kanıtlama çabası biraz da annesinden geliyordu bence. Firdevs Hanım’ın yaşlanma korkusu, güzelliğini kaybetme takıntısı, insanları kendi çıkarları için yönlendirmesi o kadar rahatsız ediciydi ki… Evdeki huzursuzluğun temelinde biraz da onun varlığını hissettim. Nihal konusunda ise fikrim tamamen değişti. Dizide sürekli bayılmaları bana fazla abartılı geliyordu açıkçası Ama kitabı okuyunca onu çok daha iyi anladım. Daha minicik yaşında annesini kaybetmiş, babasına tutunarak büyümüş, sevgi konusunda aşırı hassas bir kız aslında. Adnan Bey onun hem babası hem dünyadaki tek güven duygusuydu. Bu yüzden kaybetme korkusunu, kırılganlığını ve o hassas ruh halini okuyunca empati yaptım. Sürekli hasta olmasının altında bile psikolojik bir çöküş vardı bence. Ve Bihter… En çok onu düşündüm kitap boyunca. Evet, yaptığı şey doğru değildi. Bunu savunam. Ama yine de ona kızmaktan çok üzüldüm. Çünkü Bihter bana göre kötülükten değil, mutsuzluktan yanlış yapan bir karakterdi. Sevgiye aç, huzursuz, sürekli içindeki boşluğu doldurmaya çalışan bir kadın gibiydi. Adnan Bey’le evlenirken aşk değil, güven aradı belki de. Sonra o boşluğun içinde kayboldu. Kitabın sonlarına doğru çaresizliğini hissediyorsun resmen. Özellikle yalnız kaldığı sahnelerde içindeki karanlık o kadar güzel yazılmıştı ki… Onu okurken sadece “aldatan kadın” olarak göremedim. İçinde kopan fırtınaları da gördüm. Behlül’e gelirsek… Gerçekten tam anlamıyla ayran gönüllünün tekiymişsin ya Bir insan bu kadar kararsız, bu kadar ne istediğini bilmez olabilir mi? Bence Behlül sevmekten çok kendinden kaçıyordu. Tutkulu gibi görünüyordu ama sorumluluk almaktan korkuyordu. Bihter’i isterken bile tam anlamıyla onunla bir hayat kurabilecek biri değildi. En çok da bu yüzden sinirlendim ona. Kitap bittiğinde herkesin biraz yarım kaldığını hissettim. Kimse tam anlamıyla mutlu değildi zaten. Belki de bu yüzden hâlâ unutulmayan bir eser. Çünkü karakterler siyah ya da beyaz değil; hepsi yaralı, hepsi eksik ve hepsi biraz insan…
1000Kitap
Aşk-ı MemnuHalid Ziya Uşaklıgil · İş Bankası Kültür Yayınları · 202122,8bin okunma
·
42 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.