Zamanı hep ilerleyen bir olgu gibi algılıyoruz ama ya zaman bir çemberse ?
Kitap idealist, kibirli, bezgin, hırslı... İçimizden karakterler çevresinde ilerliyor ve tesadüfler silsilesi şeklinde birbirlerinin hayatlarına dahil oluyorlar.
Çok başarılı, kibirli, bilgisini ve zekasını kalkan olarak kullanan Serdar bir gün yolda bayılan bir adamı hastaneye götürür. Adamın Eski Yunanca bir şeyler söylemesi ve dinlediği klasik müziğin bestecisini bilmesi ilgisini çekiyor , ilgilenen doktor Ezgi zeki ve güzel olunca hastaneye birkaç kere daha gidiyor. Dedesinin ona bıraktığı parşömen ve hastaneye götürdüğü Bekir amcanın şifreli sandığındaki çıkan semboller birbiriyle uyunca her şey bambaşka bir boyuta ulaşıyor.
Çürümüş sistemin, 'ucube takım elbiseli adamların pisliğini doğrudan yüzüne vuran avukat Ayruk tıbbi bir delil için Ezgi ile iletişime geçiyor ve davası icin yardımcı olacak birine yönlendiriyor. Davayı kazanan Ayruk teşekkür etmek için Ezgi ile görüşmeye geldiğinde Serdar'ın hastaneye getirdiği Bekir amcanın c*nayetine Serdar ve Ezgi ile şahit oluyor.
Serdar savunma sanayii- havacılık üstüne projeler üretiyor ve üstün bir formülü geçmişten gelen o sayfalarda buluyor. Zamanın kendini yeniden ve yeniden başlattığını keşfediyor. Bulduğu formül sonun başlangıcı.
Deniz diye bir karakter vardı ve görevi tam olarak tampon bölge olmaktı kitapta da kurgunun içinde de. Onu da kapsıyor ama net bir rol biçemiyorum, çıkarsam da olmuyor. Tüm boşlukları doldurmuş , sevdim.
Felsefi, psikolojik, distopik bir havası var. Oldukça akıcı, düşündürecek , ayna tutacak, sorgulatacak bir eser. Ben sevdim.
İşbirliği